ForumZirve.Net, Forum, Forum Sitesi, Forumlar

Forum KayıtForum Kayıt ForumForum AlbümAlbümler MesajlarMesajlar GruplarGruplar Üye GruplarıYönetim ZirveFM DinleZirveFM TwitterTwitter FacebookFacebook İletişimİletişim
 

Forum Forumlar Forum Sitesi Forum Grup Forum Albüm Forumları Okudum
Go Back   ForumZirve.Net - Forum, Forumlar, Forum Sitesi Eğitim & Öğretim Açıköğretim / AÖF AÖF 4. Sınıf Ders Notları
ForumZirve.Net'e Reklam Vermek İçin: info@forumzirve.net

Türk Dİli Özet Notları-2

 AÖF 4. Sınıf Ders Notları forumlarında yer alan Türk Dİli Özet Notları-2 konusu, Türk Dİli Özet Notları-2 Türk Dİli Özet Notları-2 İMLÂ KURALLARI VE UYGULAMASI 1. Seslerle İlgili Kurallar 2. Eklerle İlgili Kurallar 3. Kelimelerle İlgili Kurallar 4. Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler İMLÂ ...


Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 12-Ocak-2012, 12:11   #1 (permalink)
Kullanıcıların Profil Bilgileri Misafirlere Kapatılmıştır.~
Giriş Türk Dİli Özet Notları-2

Türk Dİli Özet Notları-2

İMLÂ KURALLARI VE UYGULAMASI
1. Seslerle İlgili Kurallar
2. Eklerle İlgili Kurallar
3. Kelimelerle İlgili Kurallar
4. Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler



İMLÂ KURALLARI VE UYGULAMASI
İmlâ, kelimelerin ve dil birliklerinin yazımı demektir. Türk imlâsında sese (söyleyişe) bağlı bir imlâ düzeni benimsenmiş olmakla birlikte imlâ konusundaki tartışmalar henüz bitmiş değildir. 1929’da Dil Encümeni tarafından hazırlanan İmlâ Lûgati’nden Türk Dil Kurumu tarafından 2000 yılında yayınlanan İmlâ Kılavuzu’na kadar yazımda epeyce değişiklikler yapılmıştır. Bu macerayı İmlâ Kılavuzu’nun sunuş kısmından okuyabilirsiniz. Burada, tartışmaya girmeden, eğitimde birlik olmalı ilkesinden yola çıkarak, Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan ve son baskısı 2000 yılında yapılan İmlâ Kılavuzu’nun kurallar bölümü; ana hatlarıyla, öğretimde kolaylık sağlayacağı düşüncesiyle, başlıklar halinde özetlenmiş ve kurallara uygun birkaç örnek ilâve edilmiştir:


SESLERLE İLGİLİ KURALLAR :

1. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, büyük, ip, ot, saç, yurt.

Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda yumuşama kuralına uymuştur: kitap (<kitab), muhtaç (<muhtac), cilt (<cild), ahenk (<aheng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında sert sessizler yumuşar:

Sebep > sebebi, Kitap > kitaba, Cilt > cildi, Renk > rengi.

2. Düz, geniş ünlüyle (a ,e) biten fiiller şimdiki zaman çekimi dışında daralmaz.
Beklemek bekliyor,
Anlamak anlamıyor,
saklamak saklıyor.
Söylemek söylüyor


YANLIŞ DOĞRU
anlıyan anlayan
gözlüyecek gözleyecek
geliyim geleyim
söyliyeyim söyleyeyim
ağlıyayım ağlayayım
başlıyayım başlayayım
yatırıyım yatırayım

3. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez :
adalet (ada:let),
işaret (işa:ret),
kaide (ka:ide).
DÜZELTME İŞARETİ
4. Düzeltme (^) işareti aşağıdaki durumlarda kullanılır:

a. Nispet î’sinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır.

Türk askeri (iyelik eki). Komutan, asker-i çağırıyor. (Belirtme hâli eki – kimi/neyi) Askerî okul (askere ait, askerle ilgili)

İslam dini
Dinî bilgiler

Fizik ilmi Atatürk'ün resmi
İlmî tartışmalar Resmî kuruluşlar

resmî, insanî, ciddî, mizahî, idarî, iktisadî, meslekî, fizikî.

b. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen “a” ve “u” sesleri üzerine düzeltme işareti konur:
mezkûr, sükûn, sükût mekân mahkûm kâfir hikâye tezgâh gâvur dergâh, yadigâr, ordugâh, karargâh, imkân, dükkân, kâğıt, sükût, evlât, billûr, üslûp, ahlâk, ilân.

Hakkâri, Elâzığ İslâhiye Lâdik Lâpseki Kâzım, Halûk, Lâle, Nalân, Kâmil

Batı kökenli kelimelerde de “L” ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için kullanılır:
plâk, plâj, plân, reklâm.

c. Yazılışları aynı, anlamları ve okunuşları farklı olan kelimeleri ayırmada kullanılır:


adem (yokluk)
âdem (insan)

adet (sayı)
âdet (alışkanlık, gelenek)

aşık (ayak bileğindeki kemik)
âşık (seven,tutkun)

dahi (bile)
dâhi ( deha sahibi,yaratıcı gücü olan)

hal (pazar yeri,çözme)
hâl (durum)

hala (babanın kız kardeşi)
hâlâ (henüz)

kar (bir yağış şekli)
kâr (kazanç)

nar (bir meyve)
nâr (ateş)

şura (şu yer)
şûra (danışma kurulu)

yar (uçurum)
yâr (sevgili)


5. Alıntı kelimelerde “s” ünsüzünden sonra gelen “b” sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak “p”ye dönüşür ve “p” ile yazılır:
ispat, kispet, müspet, nispet, tespih, tespit.

6. Dilimize Farsçadan geçen “–dar” ekindeki “d” sesi sert ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak “t” olur:
minnettar, silâhtar, taraftar.

Arapçadan geçen Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da “d” sesi “t”ye dönmüştür.

EKLERLE İLGİLİ KURALLAR

1. Soru eki her zaman ayrı yazılır:
Öğreniyor musunuz? Ölür müsün, öldürür müsün? Kalem mi? İnsanlık öldü mü?

2. “-ki” aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz ve daima bitişik yazılır:
Yarınki, akşamki, yoldaki, yazıdaki, Turgut’unki.

Birkaç örnekte ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü.

3. “-ma /-me” fiilden isim yapma eki ile biten kelimeler -a, -e, -ı, -i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer:
kazanma-y-a, okuma-y-a, sevme-y-i.

-mak / -mek ile bitenlere ise -a, -e, -ı, -i eklerinden biri gelirse -k ünsüzü yumuşar: yazmak-a > yazmağa, okumak-a > okumağa. Ancak günümüzde y’li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır.

4. “-ken” (<iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, ekin ünlüsü ince kalır :
okurken, yazarken, durgunken, başlarken.

5. “i”- ek-fiili ayrı yazıldığında ünlü uyumlarına uymaz :
okuyor idik, çalışacak imişiz, yorgun ise.

Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır: bakıyordu, süslenecekmiş, neyse, güzelmiş, alırsa.

6. “ki” bağlacı her zaman ayrı yazılır :
Demek ki, bilmem ki,
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli)

7. –da/-de bağlacı ayrı yazılır. Bu bağlacın ayrı yazılacağı çoğu kişi tarafından biliniyor ancak bulunma hâli ekiyle karıştırılıyor. Bunları şöyle ayırt edebiliriz:
 Bağlaç olan -da/de’nin -ta / -te şekli yoktur.

 Bir isim, hâl eklerinden sadece birini alabilir. Kelimede hâl eklerinden biri varsa bunu takip eden –da/-de bağlaçtır ve ayrı yazılmalıdır: Bu soruyu da bildi. Size de selâmı var.

 Hâl eki çıkarılacak olursa belirgin bir şekilde, cümlede kopukluk olur.

 “ya” sözüyle kullanılan “da” mutlaka ayrı yazılır (ya da). Araba ya da otomobil, ne bulursan tut.

KELİMELERLE İLGİLİ KURALLAR

Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Bu terim için bileşik kelime denilmesi yanlıştır.

İmlâmızla ilgili tereddütlerin çoğu, kelimelerin ayrı mı, bitişik mi yazılacağı bahsinden kaynaklanmaktadır. Ayrı ve bitişik yazılan kelimeler için uzunca bir açıklama yapmak yerine pratik bir kaç kural vererek ana hatlarıyla bu bölümü özetleyeceğiz:

 Birleşme sırasında anlam kaymasına uğrayan birleşik kelimeler, bitişik yazılır:
hanımeli, kaynanadili, dokuztaş (oyun), deveboynu (boru).
 Birleşme sırasında ses olayı görülen birleşik kelimeler bitişik yazılır:
kayın ata > kaynata, sütlü aş > sütlaç, ne için > niçin, emir etmek > emretmek, sabır etmek > sabretmek, kayıp olmak > kaybolmak.
Reddetmek, hissetmek, reddolunmak, affetmek, zannetmek, hiss > his, his-etmek >hissetmek.


1. BİTİŞİK YAZILAN BİRLEŞİK KELİMELER

Birleşik kelimelerden bitişik yazılanlara bitişik kelime diyoruz. Birleşik kelimelerden hangilerinin bitişik yazılacağı aşağıda özetlenmiştir :

a. Kurallı birleşik fiiller bitişik yazılır:
alıverdi, düşeyazdı, bakakaldılar, anlayabilirseniz, yazabilirsiniz.

b. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır:
Aslanağzı, keçisakalı, keçiboynuzu, karagöz (balık), balıkgözü (halka), sıçandişi (dikiş), kadınbudu (köfte), dilberdudağı(tatlı), acemborusu (bitki), kuşyemi (bitki), beştaş (oyun), camgüzeli (bitki), yalıçapkını (kuş), Samanyolu (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), karafatma (böcek).

c. –an /-en, -r / -ar / -er, ve –maz / -mez ekleriyle kurulmuş sıfat-fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır:
ağaçkakan, çöpçatan, oyunbozan, saçkıran, gökdelen, akımtoplar, betonkarar, çoksatar, sanatsever, tekerçalar (cd), uçaksavar, kuşkonmaz, varyemez, töretanımaz, değerbilmez.

d. -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü ) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır:
albastı, ciğerdeldi, gecekondu, günindi, kolbastı, imambayıldı, mirasyedi, zıpçıktı, toprakbastı, şıpsevdi.

e. Her iki ögesi de –dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu/ -tü) veya –r / -ar / -er eklerini almış ve kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır:
dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, biçerdöver, uyurgezer, okuryazar, yanardöner, yüzergezer.

f. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır:
baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, vişneçürüğü.

g. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır:
akağaç, akkavak, akmantar, karadut, karaçalı, alabalık, karakuş, bozayı, beyazsinek, sarıçiçek.

h. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
akşamüstü, ayaküstü, bayramüstü, ikindiüzeri, olağanüstü, sırtüstü, suçüstü, yüzüstü.

i. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır:
ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı.

j. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları, lâkaplar ve Türkçe yer adları bitişik yazılır:
Alper, Birol, Gülseren; Atatürk, Adıvar, Tanpınar;Tepedelenli Ali Paşa; Çanakkale, Pınarbaşı, Beşiktaş, Yenişehir, Batıkent, Çengelköy, İncesu, Acıgöl.

k. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu ; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır:
Abidinpaşa, Bayrampaşa, Necatibey (Caddesi), Gaziosmanpaşa (Üniversitesi).

l. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır:
güneybatı, güneydoğu, kuzeydoğu,kuzeybatı

m. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır:
“yediyüzyirmibeşmilyonaltmışsekizbinsekizyüzo n” lira.

n. Her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu halde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır:

 Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları:
başkomutan, başyazar, başfiyat, başrol, başköşe, başparmak, başkent, başçavuş, başeser.

 Başı kelimesiyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları:
aşçıbaşı, binbaşı, onbaşı, çarkçıbaşı, ustabaşı, yüzbaşı..

 Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları:
Caferoğlu, Topaloğlu, Osmanoğulları, çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, hinoğluhin, teyzekızı.


 Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler:
ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa.

 Açıortay, ağırbaşlı, akarsu, akaryakıt, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, atasözü, aybaşı, babaanne, basmakalıp, başörtü, birdenbire, bozkır, bugün, buzdolabı, delikanlı, erbaş, gökyüzü, ilkbahar, ilkokul, ilköğretim, ipucu, milletvekili, tıpkıbasım, topyekûn, vazgeçmek, yarıçap, yarımada, yeryüzü, yüzyıl gibi kelime ve deyimler de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır.

 Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi kelimeleri de bitişik yazılır.

o. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
çayhane, dershane, eczahane, hastahane, postahane, pastahane, yemekhane. Bu sözlerde geçen hane kelimesindeki h’nin yazılmaması yanlıştır.

p. Perver, perest, zade ve name kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
vatanperver, hayalperest, Resulzade, dayızade, beyanname, Oğuzname, Battalname.

q. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilen kuruluş adları bitişik yazılır:
İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim.

r. oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır:
otobiyografi, otomobil, otogar, otopark, telekart, telekız, telefon, bankamatik.


2. AYRI YAZILAN BİRLEŞİK KELİMELER

a. Deyimler ayrı yazılır:
göze girmek, etekleri zil çalmak, ağzı kulaklarına varmak.

b. İkilemeler ayrı yazılır:
bata çıka, yavaş yavaş, güle oynaya, çoluk çocuk, ev bark, konu komşu, eş dost, kitap mitap, süklüm püklüm, soy sop.

c. Yardımcı fiillerle kurulan birleşik fillerde ses olayı olmuyorsa ayrı yazılır:
arz etmek, adam olmak, dans etmek, soracak olmak, not etmek, oyun etmek, sağır olmak, yok olmak, yardım etmek, yarış etmek.

d. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramıyorsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır:

 Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulanlar:
ada balığı, ardıç kuşu, tarla kuşu, bal arısı, Pekin ördeği.

 Bitki türlerinden birinin adıyla kurulanlar:
çörek otu, acı ot, yayla çiçeği, yumru kök, kuş üzümü, dağ armudu, Japon gülü, kuru fasulye, kuru incir, yaban gülü.

 Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulanlar:
bakır taşı, dikili taş, Arap sabunu, el kitabı, alt geçit, toplu iğne, dolma kalem, yemek masası, yapma çiçek. yatak örtüsü.

 Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler:
Arnavut kaldırımı, çevre yolu, deniz yolu, kara yolu, keçi yolu.

 Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulanlar:
açık oturum, ana dili, dil birliği, baş ağrısı, çıkış yolu, iş bölümü, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi.

 Bilim ve bilgi sözleriyle kurulanlar:
anlam bilimi, gök bilimi, dil bilgisi, halk bilimi, ses bilgisi.

 Yuvar ve küre sözleriyle kurulanlar:
ışık küre, yarı küre, ağır küre, hava yuvarı, göz yuvarı, ısı yuvarı.

 Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulanlar:
balık yağı, Urfa kebabı, dil peyniri, tas kebabı, İnegöl köftesi, havuçlu kek, çiğ köfte, maden suyu, vişne suyu, işkembe çorbası, koz helvası, kesme şeker, çiğ köfte, dolma biber, kuru yemiş, süzme yoğurt.

 Gök cisimleri:
Çoban yıldızı, kuyruklu yıldız, gök kuşağı, gök taşı.

 Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulanlar:
aç göz, sulu göz, bel kemiği, takma bacak, gaga burun, kuru kafa, karga burun.

 Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler:
ağır top, çetin ceviz, eksik etek, sağmal inek, deli balta, çöpsüz üzüm, eski toprak.

 Zamanla ilgili birleşik kelimeler:
bağ bozumu, gece yarısı,gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu.

e. –r / -ar / -er, -maz / -mez ve –an / -en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır:
bakar kör, çalar saat, çıkar yol, döner kapı, döner kebap, güler yüz, yazar kasa, çıkmaz sokak, görünmez kaza, tükenmez kalem, uçan daire, uçan top.

f. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır:
bakır rengi, kül rengi, portakal rengi, ten rengi, gece mavisi, limon sarısı, boncuk mavisi, duman rengi,Çingene pembesi.

g. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Güneydoğu, Güneybatı, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak gibi kelimeler ayrı yazılır:
Orta Asya, Uzak Doğu, Güneydoğu Anadolu, İç Erenköy, Küçük Çamlıca, Büyük Menderes, Aşağı Ayrancı, Yeni Kızılelma.

h. Yer adları :
Yunus Emre Mahallesi, Bahçelievler Mahallesi, Sakarya ırmağı,Van Gölü, İstanbul Boğazı, Erciyes dağı, Ağrı Dağı, İzmir Körfezi, Nene Hatun Caddesi.

i. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır:
Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Sütçü İmam Üniversitesi, Koca Mustafapaşa.

j. Şehirlere sonradan verilen unvanlar ayrı yazılır:
Kahraman Maraş, Gazi Antep, Gazi Magosa, Şanlı Urfa.

k. Ev, ocak, yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır:
aş evi, bakım evi, radyo evi, ordu evi, öğretmen evi, yayın evi, aile ocağı, Türk Ocağı, sağlık ocağı, öğrenci yurdu, yetiştirme yurdu.

l. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
milletler arası, devletler arası, uluslar arası, yasa dışı, din dışı, fizik ötesi, mor ötesi, olağan dışı, aklı sıra, ardı sıra.

m. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
arka üstü, böbrek üstü, sırt üstü, tepe üstü.

n. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
alt yapı, alt yazı, ana bilim dalı, ana fikir, ana vatan, ön lisans, ön söz, art niyet, yan cümle, iç kulak, dış gezi, orta öğrenim, büyük anne, büyük şehir, peşin fikir, çok hücreli.

o. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır:
bin dokuz yüz yirmi altı, yetmiş sekiz, kırk bir.

p. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Devlet Malzeme Ofisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği.

q. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söylenişine göre yazılır:
Azerbaycan, Bakû, Semerkant, İslâm Kerimov.

r. Ünsüzlerin yazılışında özgünlük korunur:
Saparmurad Niyazov.


Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler
KAYNAK : TDK
A. Cümle büyük harfle başlar:
Ak akçe kara gün içindir.
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. (Atatürk)

Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti (nokta, soru, ünlem) konur:
Atatürk, "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" diyor.
Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (Nurullah Ataç)

Ancak iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz:
Bir zamanlar -bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce- Türk saltanatının maddi sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

İki noktadan sonra gelen cümleler büyük harfle başlar:
Menfaat sandalyeye benzer: Başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan yükseltir. (Cenap Şahabettin)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralandığında bu örnekler büyük harfle başlamaz:
Bu eskiliği siz de çok evde görmüşsünüzdür: duvarlarda çiviler, çivi yerleri, lekeler... (Memduh Şevket Esendal)

UYARI: Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 2005 yılında Türk Dil Kurumunun 73. yılını kutladık.

UYARI: Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır:
"Banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et-, ol-" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir.

B. Dizeler büyük harfle başlar:
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi;
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbi)

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Akif Ersoy)

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı)

C. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar:
Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor, Otobüs Durağı, Dolmuş Durağı, Şehirler Arası Telefon, III. Kat, IV. Sınıf, I. Blok.

Cümle içerisinde sayılardan sonra gelen kelimeler küçük harfle başlar.

D. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı, ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır:
Canis canis, Caris caris, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris.

E. Kitap, bildiri, makale vb.nde ana başlıkta bulunan kelimelerin tamamı, alt başlıkta bulunan kelimelerin ise yalnızca ilk harfleri büyük olarak yazılır.
F. Kitap, dergi vb.nde bulunan resim, çizelge, tablo vb.nin altında yer alan açıklayıcı yazılar büyük harfle başlar

G. Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar:
29 Mayıs 1453 Salı günü, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Lale festivali 25 Haziranda başlayacak.
1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. (Atatürk)

Belirli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar:
Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız.

H. Özel adlar büyük harfle başlar:

1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar:
Mustafa Kemal Atatürk,

Takma adlar da büyük harfle başlar:
Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin),

2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar, lakaplar, meslek ve rütbe adları büyük harfle başlar:
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Kaymakam Erol Bey, Sayın Prof. Dr. Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi,

Akrabalık bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz:
Tülay abla, Ayşe teyze, Fatma nine, Kemal dayı, Saim amca, Ali enişte.

Akrabalık bildiren kelimeler başa geldiğinde lakap yerine kullanıldığı için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan.

Bazı tarihî ve menkıbevi şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı ve özel ada dâhil olduğu için büyük harfle yazılır:
Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.

Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar:
Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Rektör, Sayın Vali,

Hitap kelimeleri de büyük harfle başlar:
Sevgili Kardeşim, Aziz Dostum, Değerli Arkadaşım,

3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar:
Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir.

4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar:
Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Karakeçili, Hacımusalı.

5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar:
Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça, Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca.

6. Devlet adları büyük harfle başlar:
Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti.

7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar:
Müslümanlık, Müslüman; Hristiyanlık, Hristiyan; Musevilik, Musevi; Budizm, Budist; Hanefilik, Hanefi; Malikilik, Maliki; Protestanlık, Protestan; Katoliklik, Katolik.

8. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar büyük harfle başlar:
Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele.

Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığında küçük harfle başlar:
Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî terimlerin küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir:
cennet, cehennem, uçmak, tamu, peygamber, sırat köprüsü.

9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar:
Merkür, Neptün, Plüton, Halley, Dünya,Güneş, Ay vb.

UYARI: Dünya, güneş, ay kelimeleri gezegen anlamı dışında kullanıldığında küçük harfle başlar.

10. Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak, semt vb.) büyük harfle başlar:
Asya, Avrupa, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara,

UYARI: Doğu ve batı sözleri yön bildirdiğinde küçük olarak yazılır:
Bursa’nın doğusu. Bu sözler düşünce, hayat tarzı, politika vb. anlamlar bildirdiğinde ise büyük olarak yazılır: Batı medeniyeti, Doğu mistisizmi vb.

Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar:
Ağrı Dağı, Aral Gölü, Çanakkale Boğazı,

UYARI: Özel ada dâhil olmayıp tamlama kuran şehir, il, ilçe, bucak, belde, köy vb. sözler küçük harfle başlar:
Konya ili, Etimesgut ilçesi, Taflan köyü vb.

Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar:
Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılap Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı.

UYARI: Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır:
Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan.

11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar:
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı.

12. Kurum, kuruluş ve kurul adlarının her kelimesi büyük harfle başlar:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Anadolu Kulübü, Mavi Köşe Bakkaliyesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı; Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

13. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar:
Medeni Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği.

UYARI: Kurum, kuruluş, kurul, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm, kanun, tüzük, yönetmelik vb.ni bildiren kelimeler, belli bir kurum vb. kastedildiğinde büyük harfle başlar:
Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, yazım konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. 2876 sayılı Kanun bu yıl yeniden gözden geçiriliyor. Bu madde Yönetmelik’in 4’üncü maddesine aykırı düşmektedir.

14. Kitap, dergi, gazete ve sanat eserlerinin (tablo, heykel, müzik) her kelimesi büyük harfle başlar:
Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Resmî Gazete, Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Saraydan Kız Kaçırma, Onuncu Yıl Marşı.

UYARI: Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz:
Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu.

UYARI: Büyük harflerin kullanıldığı yerlerde bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır:
Mai ve Siyah, Suç ve Ceza, Leyla ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım.

15. Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günlerin adları büyük harfle başlar:
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü, 14 Mart Tıp Bayramı, Hıdırellez.

Kurultay, bilgi şöleni, açık oturum vb. toplantıların adlarında her kelime büyük harfle başlar:
V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı, Manas Bilgi Şöleni.

16. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar:
Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilalı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Servetifünun Dönemi, Tanzimat Dönemi.

UYARI: Tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar:
divan şiiri, divan edebiyatı, halk şiiri, halk edebiyatı, eski Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı.

17. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar:
Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.

UYARI: Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz:
acem (Türk müziğinde bir perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak).

UYARI: Para birimleri büyük harfle başlamaz: avro, dinar, dolar, lira, yeni kuruş, liret.

UYARI: Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz.

UYARI: Müzikte kullanılan makam ve tür adları büyük harfle başlamaz:
acemaşiran, acembuselik, bayati, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı.

18. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar:
Antep fıstığı, Brüksel lahanası, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi
Mürâcaat : 1. Ünlü uyumu yok.
2. Başta m sesi var.
3. İki ünlü yan yana gelmiştir.
4. Uzun ünlü var.

İMLÂ KURALLARI VE UYGULAMASI[/size]
1. Seslerle İlgili Kurallar
2. Eklerle İlgili Kurallar
3. Kelimelerle İlgili Kurallar
4. Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler



İMLÂ KURALLARI VE UYGULAMASI
İmlâ, kelimelerin ve dil birliklerinin yazımı demektir. Türk imlâsında sese (söyleyişe) bağlı bir imlâ düzeni benimsenmiş olmakla birlikte imlâ konusundaki tartışmalar henüz bitmiş değildir. 1929’da Dil Encümeni tarafından hazırlanan İmlâ Lûgati’nden Türk Dil Kurumu tarafından 2000 yılında yayınlanan İmlâ Kılavuzu’na kadar yazımda epeyce değişiklikler yapılmıştır. Bu macerayı İmlâ Kılavuzu’nun sunuş kısmından okuyabilirsiniz. Burada, tartışmaya girmeden, eğitimde birlik olmalı ilkesinden yola çıkarak, Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan ve son baskısı 2000 yılında yapılan İmlâ Kılavuzu’nun kurallar bölümü; ana hatlarıyla, öğretimde kolaylık sağlayacağı düşüncesiyle, başlıklar halinde özetlenmiş ve kurallara uygun birkaç örnek ilâve edilmiştir:

SESLERLE İLGİLİ KURALLAR :

1. Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu b, c, d, g ünsüzleri bulunmaz: ağaç, ak, büyük, ip, ot, saç, yurt.

Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda yumuşama kuralına uymuştur: kitap (<kitab), muhtaç (<muhtac), cilt (<cild), ahenk (<aheng). Bu gibi alıntılar ünlü ile başlayan bir ek aldıklarında sert sessizler yumuşar:

Sebep > sebebi, Kitap > kitaba, Cilt > cildi, Renk > rengi.

2. Düz, geniş ünlüyle (a ,e) biten fiiller şimdiki zaman çekimi dışında daralmaz.
Beklemek bekliyor,
Anlamak anlamıyor,
saklamak saklıyor.
Söylemek söylüyor


YANLIŞ DOĞRU
anlıyan anlayan
gözlüyecek gözleyecek
geliyim geleyim
söyliyeyim söyleyeyim
ağlıyayım ağlayayım
başlıyayım başlayayım
yatırıyım yatırayım

3. Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez :
adalet (ada:let),
işaret (işa:ret),
kaide (ka:ide).
DÜZELTME İŞARETİ
4. Düzeltme (^) işareti aşağıdaki durumlarda kullanılır:

a. Nispet î’sinin belirtme durumu ve iyelik ekiyle karışmasını önlemek için kullanılır.

Türk askeri (iyelik eki). Komutan, asker-i çağırıyor. (Belirtme hâli eki – kimi/neyi) Askerî okul (askere ait, askerle ilgili)

İslam dini
Dinî bilgiler

Fizik ilmi Atatürk'ün resmi
İlmî tartışmalar Resmî kuruluşlar

resmî, insanî, ciddî, mizahî, idarî, iktisadî, meslekî, fizikî.

b. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen “a” ve “u” sesleri üzerine düzeltme işareti konur:
mezkûr, sükûn, sükût mekân mahkûm kâfir hikâye tezgâh gâvur dergâh, yadigâr, ordugâh, karargâh, imkân, dükkân, kâğıt, sükût, evlât, billûr, üslûp, ahlâk, ilân.

Hakkâri, Elâzığ İslâhiye Lâdik Lâpseki Kâzım, Halûk, Lâle, Nalân, Kâmil

Batı kökenli kelimelerde de “L” ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için kullanılır:
plâk, plâj, plân, reklâm.

c. Yazılışları aynı, anlamları ve okunuşları farklı olan kelimeleri ayırmada kullanılır:


adem (yokluk)
âdem (insan)

adet (sayı)
âdet (alışkanlık, gelenek)

aşık (ayak bileğindeki kemik)
âşık (seven,tutkun)

dahi (bile)
dâhi ( deha sahibi,yaratıcı gücü olan)

hal (pazar yeri,çözme)
hâl (durum)

hala (babanın kız kardeşi)
hâlâ (henüz)

kar (bir yağış şekli)
kâr (kazanç)

nar (bir meyve)
nâr (ateş)

şura (şu yer)
şûra (danışma kurulu)

yar (uçurum)
yâr (sevgili)


5. Alıntı kelimelerde “s” ünsüzünden sonra gelen “b” sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak “p”ye dönüşür ve “p” ile yazılır:
ispat, kispet, müspet, nispet, tespih, tespit.

6. Dilimize Farsçadan geçen “–dar” ekindeki “d” sesi sert ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak “t” olur:
minnettar, silâhtar, taraftar.

Arapçadan geçen Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da “d” sesi “t”ye dönmüştür.

EKLERLE İLGİLİ KURALLAR

1. Soru eki her zaman ayrı yazılır:
Öğreniyor musunuz? Ölür müsün, öldürür müsün? Kalem mi? İnsanlık öldü mü?

2. “-ki” aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz ve daima bitişik yazılır:
Yarınki, akşamki, yoldaki, yazıdaki, Turgut’unki.

Birkaç örnekte ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü.

3. “-ma /-me” fiilden isim yapma eki ile biten kelimeler -a, -e, -ı, -i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer:
kazanma-y-a, okuma-y-a, sevme-y-i.

-mak / -mek ile bitenlere ise -a, -e, -ı, -i eklerinden biri gelirse -k ünsüzü yumuşar: yazmak-a > yazmağa, okumak-a > okumağa. Ancak günümüzde y’li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır.

4. “-ken” (<iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, ekin ünlüsü ince kalır :
okurken, yazarken, durgunken, başlarken.

5. “i”- ek-fiili ayrı yazıldığında ünlü uyumlarına uymaz :
okuyor idik, çalışacak imişiz, yorgun ise.

Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır: bakıyordu, süslenecekmiş, neyse, güzelmiş, alırsa.

6. “ki” bağlacı her zaman ayrı yazılır :
Demek ki, bilmem ki,
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli)

7. –da/-de bağlacı ayrı yazılır. Bu bağlacın ayrı yazılacağı çoğu kişi tarafından biliniyor ancak bulunma hâli ekiyle karıştırılıyor. Bunları şöyle ayırt edebiliriz:
 Bağlaç olan -da/de’nin -ta / -te şekli yoktur.

 Bir isim, hâl eklerinden sadece birini alabilir. Kelimede hâl eklerinden biri varsa bunu takip eden –da/-de bağlaçtır ve ayrı yazılmalıdır: Bu soruyu da bildi. Size de selâmı var.

 Hâl eki çıkarılacak olursa belirgin bir şekilde, cümlede kopukluk olur.

 “ya” sözüyle kullanılan “da” mutlaka ayrı yazılır (ya da). Araba ya da otomobil, ne bulursan tut.

KELİMELERLE İLGİLİ KURALLAR

Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Bu terim için bileşik kelime denilmesi yanlıştır.

İmlâmızla ilgili tereddütlerin çoğu, kelimelerin ayrı mı, bitişik mi yazılacağı bahsinden kaynaklanmaktadır. Ayrı ve bitişik yazılan kelimeler için uzunca bir açıklama yapmak yerine pratik bir kaç kural vererek ana hatlarıyla bu bölümü özetleyeceğiz:

 Birleşme sırasında anlam kaymasına uğrayan birleşik kelimeler, bitişik yazılır:
hanımeli, kaynanadili, dokuztaş (oyun), deveboynu (boru).
 Birleşme sırasında ses olayı görülen birleşik kelimeler bitişik yazılır:
kayın ata > kaynata, sütlü aş > sütlaç, ne için > niçin, emir etmek > emretmek, sabır etmek > sabretmek, kayıp olmak > kaybolmak.
Reddetmek, hissetmek, reddolunmak, affetmek, zannetmek, hiss > his, his-etmek >hissetmek.


1. BİTİŞİK YAZILAN BİRLEŞİK KELİMELER

Birleşik kelimelerden bitişik yazılanlara bitişik kelime diyoruz. Birleşik kelimelerden hangilerinin bitişik yazılacağı aşağıda özetlenmiştir :

a. Kurallı birleşik fiiller bitişik yazılır:
alıverdi, düşeyazdı, bakakaldılar, anlayabilirseniz, yazabilirsiniz.

b. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik kelimeler bitişik yazılır:
Aslanağzı, keçisakalı, keçiboynuzu, karagöz (balık), balıkgözü (halka), sıçandişi (dikiş), kadınbudu (köfte), dilberdudağı(tatlı), acemborusu (bitki), kuşyemi (bitki), beştaş (oyun), camgüzeli (bitki), yalıçapkını (kuş), Samanyolu (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), ayşekadın (fasulye), hafızali (üzüm), karafatma (böcek).

c. –an /-en, -r / -ar / -er, ve –maz / -mez ekleriyle kurulmuş sıfat-fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır:
ağaçkakan, çöpçatan, oyunbozan, saçkıran, gökdelen, akımtoplar, betonkarar, çoksatar, sanatsever, tekerçalar (cd), uçaksavar, kuşkonmaz, varyemez, töretanımaz, değerbilmez.

d. -dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu / -tü ) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır:
albastı, ciğerdeldi, gecekondu, günindi, kolbastı, imambayıldı, mirasyedi, zıpçıktı, toprakbastı, şıpsevdi.

e. Her iki ögesi de –dı (-di / -du / -dü, -tı / -ti / -tu/ -tü) veya –r / -ar / -er eklerini almış ve kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır:
dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, biçerdöver, uyurgezer, okuryazar, yanardöner, yüzergezer.

f. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü geçmeyen renk adları bitişik yazılır:
baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, vişneçürüğü.

g. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik yazılır:
akağaç, akkavak, akmantar, karadut, karaçalı, alabalık, karakuş, bozayı, beyazsinek, sarıçiçek.

h. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
akşamüstü, ayaküstü, bayramüstü, ikindiüzeri, olağanüstü, sırtüstü, suçüstü, yüzüstü.

i. Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır:
ayakaltı, bilinçaltı, gözaltı, şuuraltı.

j. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları, lâkaplar ve Türkçe yer adları bitişik yazılır:
Alper, Birol, Gülseren; Atatürk, Adıvar, Tanpınar;Tepedelenli Ali Paşa; Çanakkale, Pınarbaşı, Beşiktaş, Yenişehir, Batıkent, Çengelköy, İncesu, Acıgöl.

k. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu ; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır:
Abidinpaşa, Bayrampaşa, Necatibey (Caddesi), Gaziosmanpaşa (Üniversitesi).

l. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır:
güneybatı, güneydoğu, kuzeydoğu,kuzeybatı

m. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır:
“yediyüzyirmibeşmilyonaltmışsekizbinsekizyüzo n” lira.

n. Her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu halde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır:

 Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları:
başkomutan, başyazar, başfiyat, başrol, başköşe, başparmak, başkent, başçavuş, başeser.

 Başı kelimesiyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları:
aşçıbaşı, binbaşı, onbaşı, çarkçıbaşı, ustabaşı, yüzbaşı..

 Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları:
Caferoğlu, Topaloğlu, Osmanoğulları, çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu, hinoğluhin, teyzekızı.


 Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler:
ağababa, ağabey, beyefendi, efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa.

 Açıortay, ağırbaşlı, akarsu, akaryakıt, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, atasözü, aybaşı, babaanne, basmakalıp, başörtü, birdenbire, bozkır, bugün, buzdolabı, delikanlı, erbaş, gökyüzü, ilkbahar, ilkokul, ilköğretim, ipucu, milletvekili, tıpkıbasım, topyekûn, vazgeçmek, yarıçap, yarımada, yeryüzü, yüzyıl gibi kelime ve deyimler de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır.

 Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi kelimeleri de bitişik yazılır.

o. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
çayhane, dershane, eczahane, hastahane, postahane, pastahane, yemekhane. Bu sözlerde geçen hane kelimesindeki h’nin yazılmaması yanlıştır.

p. Perver, perest, zade ve name kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
vatanperver, hayalperest, Resulzade, dayızade, beyanname, Oğuzname, Battalname.

q. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilen kuruluş adları bitişik yazılır:
İçişleri, Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim.

r. oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır:
otobiyografi, otomobil, otogar, otopark, telekart, telekız, telefon, bankamatik.


2. AYRI YAZILAN BİRLEŞİK KELİMELER

a. Deyimler ayrı yazılır:
göze girmek, etekleri zil çalmak, ağzı kulaklarına varmak.

b. İkilemeler ayrı yazılır:
bata çıka, yavaş yavaş, güle oynaya, çoluk çocuk, ev bark, konu komşu, eş dost, kitap mitap, süklüm püklüm, soy sop.

c. Yardımcı fiillerle kurulan birleşik fillerde ses olayı olmuyorsa ayrı yazılır:
arz etmek, adam olmak, dans etmek, soracak olmak, not etmek, oyun etmek, sağır olmak, yok olmak, yardım etmek, yarış etmek.

d. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramıyorsa bu tür birleşik kelimeler ayrı yazılır:

 Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulanlar:
ada balığı, ardıç kuşu, tarla kuşu, bal arısı, Pekin ördeği.

 Bitki türlerinden birinin adıyla kurulanlar:
çörek otu, acı ot, yayla çiçeği, yumru kök, kuş üzümü, dağ armudu, Japon gülü, kuru fasulye, kuru incir, yaban gülü.

 Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulanlar:
bakır taşı, dikili taş, Arap sabunu, el kitabı, alt geçit, toplu iğne, dolma kalem, yemek masası, yapma çiçek. yatak örtüsü.

 Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler:
Arnavut kaldırımı, çevre yolu, deniz yolu, kara yolu, keçi yolu.

 Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulanlar:
açık oturum, ana dili, dil birliği, baş ağrısı, çıkış yolu, iş bölümü, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi.

 Bilim ve bilgi sözleriyle kurulanlar:
anlam bilimi, gök bilimi, dil bilgisi, halk bilimi, ses bilgisi.

 Yuvar ve küre sözleriyle kurulanlar:
ışık küre, yarı küre, ağır küre, hava yuvarı, göz yuvarı, ısı yuvarı.

 Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulanlar:
balık yağı, Urfa kebabı, dil peyniri, tas kebabı, İnegöl köftesi, havuçlu kek, çiğ köfte, maden suyu, vişne suyu, işkembe çorbası, koz helvası, kesme şeker, çiğ köfte, dolma biber, kuru yemiş, süzme yoğurt.

 Gök cisimleri:
Çoban yıldızı, kuyruklu yıldız, gök kuşağı, gök taşı.

 Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulanlar:
aç göz, sulu göz, bel kemiği, takma bacak, gaga burun, kuru kafa, karga burun.

 Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik kelimeler:
ağır top, çetin ceviz, eksik etek, sağmal inek, deli balta, çöpsüz üzüm, eski toprak.

 Zamanla ilgili birleşik kelimeler:
bağ bozumu, gece yarısı,gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl sonu.

e. –r / -ar / -er, -maz / -mez ve –an / -en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı yazılır:
bakar kör, çalar saat, çıkar yol, döner kapı, döner kebap, güler yüz, yazar kasa, çıkmaz sokak, görünmez kaza, tükenmez kalem, uçan daire, uçan top.

f. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır:
bakır rengi, kül rengi, portakal rengi, ten rengi, gece mavisi, limon sarısı, boncuk mavisi, duman rengi,Çingene pembesi.

g. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Güneydoğu, Güneybatı, Aşağı, Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak gibi kelimeler ayrı yazılır:
Orta Asya, Uzak Doğu, Güneydoğu Anadolu, İç Erenköy, Küçük Çamlıca, Büyük Menderes, Aşağı Ayrancı, Yeni Kızılelma.

h. Yer adları :
Yunus Emre Mahallesi, Bahçelievler Mahallesi, Sakarya ırmağı,Van Gölü, İstanbul Boğazı, Erciyes dağı, Ağrı Dağı, İzmir Körfezi, Nene Hatun Caddesi.

i. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır:
Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Sütçü İmam Üniversitesi, Koca Mustafapaşa.

j. Şehirlere sonradan verilen unvanlar ayrı yazılır:
Kahraman Maraş, Gazi Antep, Gazi Magosa, Şanlı Urfa.

k. Ev, ocak, yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır:
aş evi, bakım evi, radyo evi, ordu evi, öğretmen evi, yayın evi, aile ocağı, Türk Ocağı, sağlık ocağı, öğrenci yurdu, yetiştirme yurdu.

l. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
milletler arası, devletler arası, uluslar arası, yasa dışı, din dışı, fizik ötesi, mor ötesi, olağan dışı, aklı sıra, ardı sıra.

m. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
arka üstü, böbrek üstü, sırt üstü, tepe üstü.

n. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
alt yapı, alt yazı, ana bilim dalı, ana fikir, ana vatan, ön lisans, ön söz, art niyet, yan cümle, iç kulak, dış gezi, orta öğrenim, büyük anne, büyük şehir, peşin fikir, çok hücreli.

o. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır:
bin dokuz yüz yirmi altı, yetmiş sekiz, kırk bir.

p. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Devlet Malzeme Ofisi, Türk Dil Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği.

q. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söylenişine göre yazılır:
Azerbaycan, Bakû, Semerkant, İslâm Kerimov.

r. Ünsüzlerin yazılışında özgünlük korunur:
Saparmurad Niyazov.


Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler
KAYNAK : TDK
A. Cümle büyük harfle başlar:
Ak akçe kara gün içindir.
Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. (Atatürk)

Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti (nokta, soru, ünlem) konur:
Atatürk, "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" diyor.
Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (Nurullah Ataç)

Ancak iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz:
Bir zamanlar -bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce- Türk saltanatının maddi sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

İki noktadan sonra gelen cümleler büyük harfle başlar:
Menfaat sandalyeye benzer: Başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan yükseltir. (Cenap Şahabettin)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralandığında bu örnekler büyük harfle başlamaz:
Bu eskiliği siz de çok evde görmüşsünüzdür: duvarlarda çiviler, çivi yerleri, lekeler... (Memduh Şevket Esendal)

UYARI: Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 2005 yılında Türk Dil Kurumunun 73. yılını kutladık.

UYARI: Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır:
"Banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur. "Et-, ol-" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir.

B. Dizeler büyük harfle başlar:
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi;
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbi)

Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. (Mehmet Akif Ersoy)

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. (Yahya Kemal Beyatlı)

C. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar:
Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor, Otobüs Durağı, Dolmuş Durağı, Şehirler Arası Telefon, III. Kat, IV. Sınıf, I. Blok.

Cümle içerisinde sayılardan sonra gelen kelimeler küçük harfle başlar.

D. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı, ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır:
Canis canis, Caris caris, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris.

E. Kitap, bildiri, makale vb.nde ana başlıkta bulunan kelimelerin tamamı, alt başlıkta bulunan kelimelerin ise yalnızca ilk harfleri büyük olarak yazılır.
F. Kitap, dergi vb.nde bulunan resim, çizelge, tablo vb.nin altında yer alan açıklayıcı yazılar büyük harfle başlar

G. Belirli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar:
29 Mayıs 1453 Salı günü, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Lale festivali 25 Haziranda başlayacak.
1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. (Atatürk)

Belirli bir tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar:
Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız.

H. Özel adlar büyük harfle başlar:

1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar:
Mustafa Kemal Atatürk,

Takma adlar da büyük harfle başlar:
Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin),

2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar, lakaplar, meslek ve rütbe adları büyük harfle başlar:
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Kaymakam Erol Bey, Sayın Prof. Dr. Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi,

Akrabalık bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz:
Tülay abla, Ayşe teyze, Fatma nine, Kemal dayı, Saim amca, Ali enişte.

Akrabalık bildiren kelimeler başa geldiğinde lakap yerine kullanıldığı için büyük harfle başlar: Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan.

Bazı tarihî ve menkıbevi şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri kazandığı ve özel ada dâhil olduğu için büyük harfle yazılır:
Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.

Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük harfle başlar:
Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Rektör, Sayın Vali,

Hitap kelimeleri de büyük harfle başlar:
Sevgili Kardeşim, Aziz Dostum, Değerli Arkadaşım,

3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar:
Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir.

4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar:
Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Karakeçili, Hacımusalı.

5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar:
Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça, Oğuzca, Kazakça, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca.

6. Devlet adları büyük harfle başlar:
Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, Azerbaycan Cumhuriyeti.

7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar:
Müslümanlık, Müslüman; Hristiyanlık, Hristiyan; Musevilik, Musevi; Budizm, Budist; Hanefilik, Hanefi; Malikilik, Maliki; Protestanlık, Protestan; Katoliklik, Katolik.

8. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar büyük harfle başlar:
Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele.

Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığında küçük harfle başlar:
Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî terimlerin küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir:
cennet, cehennem, uçmak, tamu, peygamber, sırat köprüsü.

9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar:
Merkür, Neptün, Plüton, Halley, Dünya,Güneş, Ay vb.

UYARI: Dünya, güneş, ay kelimeleri gezegen anlamı dışında kullanıldığında küçük harfle başlar.

10. Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak, semt vb.) büyük harfle başlar:
Asya, Avrupa, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın Doğu; Ankara,

UYARI: Doğu ve batı sözleri yön bildirdiğinde küçük olarak yazılır:
Bursa’nın doğusu. Bu sözler düşünce, hayat tarzı, politika vb. anlamlar bildirdiğinde ise büyük olarak yazılır: Batı medeniyeti, Doğu mistisizmi vb.

Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler büyük harfle başlar:
Ağrı Dağı, Aral Gölü, Çanakkale Boğazı,

UYARI: Özel ada dâhil olmayıp tamlama kuran şehir, il, ilçe, bucak, belde, köy vb. sözler küçük harfle başlar:
Konya ili, Etimesgut ilçesi, Taflan köyü vb.

Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri büyük harfle başlar:
Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı, Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılap Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı.

UYARI: Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf kullanılır:
Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan.

11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar:
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı.

12. Kurum, kuruluş ve kurul adlarının her kelimesi büyük harfle başlar:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Anadolu Kulübü, Mavi Köşe Bakkaliyesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat; Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı; Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

13. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının her kelimesi büyük harfle başlar:
Medeni Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği.

UYARI: Kurum, kuruluş, kurul, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm, kanun, tüzük, yönetmelik vb.ni bildiren kelimeler, belli bir kurum vb. kastedildiğinde büyük harfle başlar:
Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum, yazım konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir. 2876 sayılı Kanun bu yıl yeniden gözden geçiriliyor. Bu madde Yönetmelik’in 4’üncü maddesine aykırı düşmektedir.

14. Kitap, dergi, gazete ve sanat eserlerinin (tablo, heykel, müzik) her kelimesi büyük harfle başlar:
Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal; Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Resmî Gazete, Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Saraydan Kız Kaçırma, Onuncu Yıl Marşı.

UYARI: Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz:
Milliyet gazetesi, Türk Dili dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu.

UYARI: Büyük harflerin kullanıldığı yerlerde bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi, mu, mü soru eki küçük harfle yazılır:
Mai ve Siyah, Suç ve Ceza, Leyla ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı? Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım.

15. Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günlerin adları büyük harfle başlar:
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü, 14 Mart Tıp Bayramı, Hıdırellez.

Kurultay, bilgi şöleni, açık oturum vb. toplantıların adlarında her kelime büyük harfle başlar:
V. Uluslararası Türk Dili Kurultayı, Manas Bilgi Şöleni.

16. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar:
Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilalı Taş Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Servetifünun Dönemi, Tanzimat Dönemi.

UYARI: Tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar:
divan şiiri, divan edebiyatı, halk şiiri, halk edebiyatı, eski Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk müziği, tekke edebiyatı.

17. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar:
Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.

UYARI: Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz:
acem (Türk müziğinde bir perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), amper (elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), donkişotluk (gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak).

UYARI: Para birimleri büyük harfle başlamaz: avro, dinar, dolar, lira, yeni kuruş, liret.

UYARI: Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz.

UYARI: Müzikte kullanılan makam ve tür adları büyük harfle başlamaz:
acemaşiran, acembuselik, bayati, hicazkâr, türkü, varsağı, bayatı.

18. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar:
Antep fıstığı, Brüksel lahanası, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş dondurması, Van kedisi

NOKTALAMA İŞARETLERI VE UYGULAMASI
-Nokta, Virgül, Noktalı Virgül, İki Nokta-Üç Nokta
-Soru İş.,Ünlem İş.,Kısa ve Uzun Çizgi, Eğik Çizgi
-Tırnak İş.,Denden İş.,Yay ve Köşeli Ayraç,Kesme İş.
-Kısaltmalar

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin ÖZCAN
NOKTALAMA İŞARETLERİNİN ORTAYA ÇIKMASI

Noktalama işaretlerinin tarihi, dil bilgini Aristophanes ile başlar. Bununla birlikte düzenli olarak kullanımı, XVI. yüzyılda matbaanın bulunuşu ile gerçekleşmiştir. XIX. yüzyılda ise, genelleşerek kesin kurallara bağlanmıştır.

Bizim edebiyatımızda, noktalama işaretleri, ancak Avrupa'yı tanıdıktan sonra, XIX. yüzyıldan itibaren görülmeye başlamıştır. İlk olarak Şinasi, Şair Evlenmesi (1859) adlı tiyatro oyununun başında iki işaretten söz etmektedir: "Mu'tarıza ( ) içinde bulunan kelâm hâli târif içindir. Şöyle bir hatt-ı ufkî - söz başına delâlet eder. Nokta, sözün nihayetine alâmet olur". Şemsettin Sami de, Kamus-ı Türkî adlı sözlüğünde iki noktaya (noktateyn; virgüle (,), fasıla demektedir.

Önceleri düzyazı metinlerinde kullanılan noktalama işaretlerinin, şiirde kullanılmadığını görüyoruz. Başlangıçta, hem şiir hem düzyazı yazan edebiyatçılarımız, noktalama işaretlerini, düzyazı metinlerinde kullanmışlar, bununla beraber şiir halinde yazdıkları metinlerde noktalama işaretlerini kullanmamışlardır. Sonraları şiirlerde de başarı ile noktalama işaretlerinin kullanıldığı görülmektedir. Örneğin Recaizâde Mahmut Ekrem, hem Araba Sevdası adlı romanında, hem de Zemzeme, Pejmürde gibi şiir kitaplarında bu işaretlere özen göstermiş ve yerli yerinde kullanmıştır. Servet-i Fünûn döneminde, Tevfik Fikret'in şiirlerinde, noktalama işaretlerinin özenle kullanıldığını görmekteyiz.

Cumhuriyet döneminde, noktalama işaretleri daha çok önemsenmiş sayıları ve türleri arttırılmıştır.

Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan özel işaretlere noktalama işaretleri denir. Noktalama işaretleri, anlamı aydınlatır, yanlış anlaşılmaların önüne geçer, okumayı kolaylaştırır.


A. NOKTA (.)

1. Cümlenin sonuna konur :
Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.
Türk’üm.

2. Kısaltmaların sonuna konur:
Prof., Cad., T.(Türkçe), Ar. (Arapça).

Ancak, büyük harflerin kullanılmasıyla yapılan kısaltmalardan sonra nokta kullanılmaz:
TDK (Türk Dil Kurumu), TBMM, cm (santimetre), g (gram), l (litre).

3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için kullanılır:
3.(üçüncü), II. Mehmet, 2. Cadde, 20. Sokak, XV. yüzyıl.
4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra kullanılır:
I. 1. A. a. II. 2. B. b.

5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:
29.5.1453, 29.X.1923.

Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29 Mayıs 1453.

6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:
Tren 09.15’te kalktı.
Saat ve dakika sayılarını ayırmak için kesinlikle iki nokta işareti kullanılmaz.

7. Bibliyografik künyelerin sonuna konur:
Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara, 1960.

8. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur:
16.551.000, 22.465.660

9. Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır: 4.5=20.


B. VİRGÜL ( , )

1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime grupları arasına konur:
Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum. (H. Edip, Kalp Ağrısı)

Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller
Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller. (F. Nafiz)

2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için kullanılır:
Umduk, bekledik, düşündük. Geldim, gördüm, yendim.
Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez. (F. Rıfkı Atay, Denizaşırı)

3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur:
Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. ( Atatürk)

4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:
Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti.
(Y. Kadri, Panoroma)

5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:
Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım. (Atatürk)

6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)

İkilemelerde kelimeler arasına herhangi bir işaret konmaz.

7. Tırnak içinde olmayan alıntı cümlelerden sonra konur: Datça’ya yarın gideceğim, dedi.

8. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur:
Peki, gideriz. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.
Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.
9. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır:
Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil)
Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin)


10. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir. (Atatürk)
Sayın Başkan, Sevgili kardeşim,

11. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:
Fatih Üniversitesi Rektörlüğüne,

12. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:
Konya, 25 Eylül 2000

13. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam onda altı).
Sayıların kesirli kısımları ayırmak için araya nokta işareti konmaz. Bu şekildeki sayılar usulüne göre okunmalıdır: 6,7 (altı onda yedi).

14. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur:
Atay, Falih Rıfkı, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938.
Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz.

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz:
Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa)

UYARI: Metin içinde tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz:
Hem gider hem ağlar.
Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli. (Atasözü)
Gerek nesirde gerek nazımda yeni bir söyleyişe ulaşılmıştır.
Siz ister inanın ister inanmayın, bir gün bile durmam.
Ne kız verir ne dünürü küstürür.

UYARI: Cümlede pekiştirme ve bağlama görevinde kullanılan da / de bağlacından sonra virgül konmaz:
İmlamız, lisanımız düzelince lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar bozuktur, fazla değil! (Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI: Metin içinde -ınca / -ince anlamında zarf-fiil görevinde kullanılan mı / mi ekinden sonra virgül konmaz:
Ben aç yattım mı kötü kötü rüyalar görürüm nedense. (Orhan Kemal )
Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın. (Attila İlhan)

UYARI: Şart ekinden sonra virgül konmaz:
Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı. (Reşat Nuri Güntekin)
Gör gözlerinle de aklın yatarsa anlatıver millete. (Tarık Buğra)

UYARI: Metin içinde zarf-fiil ekleriyle oluşturulmuş kelimelerden sonra virgül konmaz:

Şimdiye dek, ben kendimi bildim bileli kimse Değirmenoluk köyünden kaçıp da başka köyde çobanlık, yanaşmalık etmedi. (Yaşar Kemal)

Meydanlığa varmadan bir iki defa İsmail kendisini gördü mü diye kahveye baktı. (Necati Cumalı)
Ancak yemekte bir karara varıp arkadaşına dikkatli dikkatli bakarak konuştu. (Samim Kocagöz)

C. NOKTALI VİRGÜL ( ; )

1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur:
Erkek çocuklara Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.

2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur:
Sevinçten, heyecandan içim içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de.

3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur:
Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul, Londra, Bakû.

4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı, binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur:
Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz. (Yahya Kemal Beyatlı)

Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça, o millet yaşıyor demektir. (N. Atsız)

Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül, noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir.


D. İKİ NOKTA ( : ) - ÜÇ NOKTA ( ... )

1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip Yöntem.

Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve İnönü! (Falih Rıfkı Atay, Çankaya)

2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:
Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. (Atatürk)
Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;
Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük (Yahya Kemal)

3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök Kubbemiz.

4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, i:cat.

5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur:
Bilge Kağan: Türklerim, işitin!
Üstten gök çökmedikçe
Alttan yer delinmedikçe
Ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?

Koro : Göğe erer başımız
Başınla senin!

Bilge Kağan: Ulusum birleşip yücelsin diye
Gece uyumadım, gündüz oturmadım. (A. Turan Oflazoğlu)

6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7.


E. ÜÇ NOKTA ( ... )

1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:
Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı...
(Tarık Buğra, Dönemeçte)

2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine konur:
Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz.

3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur:
Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé’nin mısraını hatırladı: “Meçhul bir felâketten buraya düşmüş...” (A. Hamdi Tanpınar, Huzur)

Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine parantez içinde üç nokta konması da mümkündür.

4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya ifadeye güç katmak için konur:
Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri... (Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler)
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... (Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat)

5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:
Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:
-Koca Ali... Koca Ali, be!.. (Ömer Seyfettin, Diyet)

6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:
― Yabancı yok!
― Kimsin?
― Ali...
― Hangi Ali?
― ...
― Sen misin, Ali usta?
― Benim!... (Ömer Seyfettin, Diyet)

Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz.

Uyarı: İki nokta üst üste şeklinde bir adlandırma yanlıştır.

F. SORU İŞARETI (?)

1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur:
Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı? (Faruk Nafiz Çamlıbel)
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (Ahmet Haşim)

2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır:
Yunus Emre (1240?-1320), (Doğum yeri:?).

3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç (parantez) içinde soru işareti kullanılır:
Ankara’dan Konya’ya 1,5 (?) saatte gitmiş.
1496 (?) yılında doğan Fuzulî ...
Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:
Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal)
Ruhunu karatan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu?

Uyarı: mı / mi eki -ınca / -ince anlamında zarf-fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti kullanılmaz:
Akşam oldu mu sürüler döner.

UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:
Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı? (Yahya Kemal Beyatlı)

G. ÜNLEM İŞARETI (!)

1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur:
Ne mutlu Türk’üm diyene! (Atatürk)

Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı
Hepsi başka biçimde! (Kemalettin Kamu)

Hava ne kadar da sıcak!
Aşk olsun!
Ne kadar akıllı adamlar var!

2. Seslenme,hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:
Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! (Atatürk)
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle! (Yahya Kemal)
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)

UYARI: Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir:
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! (Faruk Nafiz Çamlıbel)

3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:
İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş(!)
Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.


H. KISA ÇİZGİ (- )

1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:
Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil-
mem. (Sait Faik)

2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır:
Örnek olsun diye -örnek istemez ya- söylüyorum.

3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur:
al-ış, dur-ak.

4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır:
al-, oku-, yazdır-, okut-, bil-, sevdir-, anla-...

5. Dil bilgisinde eklerin başına konur:
-den, -lık, -ış, -t, -m, -sı, -ak...

6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır:
a-raş-tır-ma.
7. Kelimeler arasında “-den... –a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır:
Türkçe-Fransızca Sözlük, Aydın-İzmir yolu, Ankara-İstanbul uçak seferleri, Türk-Alman ilişkileri, 10.30-11.30, 2000-2001 öğretim yılı.

8. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur:
sıfat-fiil, zarf-fiil, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi.

9. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur:
Kurtuluş-ANKARA

10. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır:
50-30=20


İ. UZUN ÇİZGİ (  )
Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.
Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Uyarı: Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz.


J. EĞIK ÇİZGİ ( / )

1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için kullanılır:Ne sen ,ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî deniz. (Ahmet Haşim)

2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu:21/6

3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu:21/6 Kurtuluş/ANKARA

4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır:-a /-e, -an /-en, -madan / -meden.

5. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 70 / 2=35


K. TIRNAK İŞARETİ (" ")

1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır:
Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor:
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”
Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içine alınmaz.

2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır:
Bugünlerde “iyi bir iş” arıyordu.
Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de gösterilebilir:
Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer.

3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır: Yahya Kemal’in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı. (A.H. Tanpınar)
“İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.

Uyarı:Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz.




L. TEK TIRNAK IŞARETI ( ‘ ’ )

1. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı” dedi ve Faruk Nafiz’in bu güzel şiirini okumaya başladı.

UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde kalır:
“Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor mu?
“İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar. (Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır.

2. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır:
Göktürk Anıtları’nda geçen, fakat günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, eçü apa ‘ecdat, atalar’, tüketi ‘tamamen, bütünüyle’

UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz:
Yahya Kemal’in “Aziz İstanbul”unu okudunuz mu?

M. DENDEN İŞARETI ( " )

1. Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta yazılması gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır:
a. Etken fiil
b. Edilgen ″
c. Dönüşlü ″
d. İşteş ″

N. YAY VE KÖŞELI AYRAÇ ( [ ] )YAY AYRAÇ (())

1. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır:
Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (N. Ataç)

Uyarı: Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapandıktan sonra yazılır:
Yunus Emre (1240-1320)’nin...

2. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır:
İhtiyar ─ (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın...
Kaymakam ─ (hiddetle) Ne olacak baba... (Reşat Nuri Güntekin, İstiklâl)

3. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır:
Eşin var, âşiyânın var, baharın var ki beklerdin
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin? (Safahat)

4. Alıntılarda, başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç içine alınabilir.

5. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine alınır.

6. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç içine alınır.

7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur:
I) 1) A) a) II) 2) B) b)
O. KÖŞELI AYRAÇ ( [ ] )

1. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır.

2. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [ Güntekin], Çalıkuşu, Dersaadet 1922.

3. Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmayan veya silinmiş olan,fakat araştırmacı tarafından tamamlanan bölümler köşeli ayraç içine alınır:
Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül-tegin ye[di yaşında kaldı...]


P. KESME İŞARETI ( ' )

1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur:
Fatih Sultan Mehmet’e, Atatürk’üm, Yunus Emre’yi, Türk’e, Türkiye’m, Kâzım Karabekir’i, Türkiye’de, Anadolu’dan, Ziya Gökalp Bulvarı’nda, Çankaya Köşkü’ne, Sait Halim Paşa Yalısı’ndan, Van Gölü’ne, Ağrı Dağı’nın ;Kiralık Konak’ta, Sinekli Bakkal’ı...

Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz:
a) Kurum ve kuruluş adları: Türk Dil Kurumundan, Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne.
b) Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Millî Edebiyat Akımının.
c) Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin.
ç) Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra.
d) Deyimlerde geçen özel adlar: Allaha emanet, Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını Aliye.

Uyarı: Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

Uyarı: Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Ahmetler, Avrupalı, Konyalı, Kayserili.

Bu eklerden sonra da kesme işareti kullanılmaz:
Türkleşmekte, Türklüğün, Türkçenin, Türkçeye, Müslümanlıkta, Hrıstiyanlıktan.

2. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için:
TBMM’nin, TDK’nin, BM’de, TV’ye.

Uyarı: Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır:
kg’dan, cm’yi, mm’den ; BDT’ye, THY’de, TRT’den.

Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır:
ASELSAN’da, BOTAŞ’ın, NATO’dan, UNESCO’ya.

Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, Alm.dan.

3. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur:
1985’te, 8’inci madde, 2’nci kat, 7,65’lik.

4. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında düştüğünü göstermek için konur:
N’oldu, n’apalım, n’eylesin.

5. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri göstermek için konur:
A’dan Z’ye kadar, b’nin m’ye dönüşmesi; -sız, -siz’le yapılan yeni isimler.

6. Özel isimlerden sonra yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı taktirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur:
Yunus Emre (1240-1320)’nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)’nin.

7. Bazı alıntı kelimelerde Türkçeye aykırı ses ve hece yapısını göstermek için kesme işareti konur: an’ane, sun’i, kur’a, cür’et, kat’iyet, mel’un, meş’ale, mes’ul, cem’i, nev’i.

Uyarı: “&” işareti İngilizceye özgüdür. Türkçede "ve" için böyle bir işaret kullanılamaz.

1. Aşağıda sıralanan özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır:

a. Kişi adları, soyadları ve takma adlar:
Atatürk’üm, Fatih Sultan Mehmet’e, Muhibbi’nin, Gül Baba’ya, Sultan Ana’nın, Yurdakul’dan, Kâzım Karabekir’i, Yunus Emre’yi, Ziya Gökalp’tan, Refik Halit Karay’mış, Ahmet Cevat Emre’dir, Namık Kemal’se.

UYARI : Sonunda p, ç, t, k ünsüzlerinden biri bulunan Ahmet, Çelik, Çiçek, Halit, Mehmet, Mesut, Murat, Özbek, Recep, Yiğit, Bosna-Hersek, Gaziantep, Kerkük, Sinop, Tokat, Zonguldak gibi özel adlara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde kesme işaretine rağmen Ahmedi, Çeliği, Çiçeği, Halidi, Mehmedi, Mesudu, Muradı, Özbeği, Recebi, Yiğidi, Bosna-Herseği, Gaziantebi, Kerküğü, Sinobu, Tokadı, Zonguldağı biçiminde son ses yumuşatılarak söylenir.

UYARI: Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığında kesme işareti yay ayraçtan sonra konur: Yunus Emre (1240?-1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin.

Ancak cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur:
İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.

UYARI : Özel adlar yerine kullanılan "o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.

b. Millet, boy, oymak adları:
Türk’üm, Alman’sınız, İngiliz’den, Rus’muş, Oğuz’un, Kazak’a, Kırgız’ım, Özbek’e, Karakeçili’nin, Hacımusalı’ya.

c. Devlet adları:
Türkiye Cumhuriyeti’ni, Osmanlı Devleti’ndeki, Amerika Birleşik Devletleri’ne, Azerbaycan Cumhuriyeti’nden.

d. Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar:
Allah’ın, Tanrı’ya, Cebrail’den, Zeus’u.

e. Kıta, deniz, nehir, göl, dağ, boğaz, geçit, yayla; ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, bulvar, cadde, sokak vb. coğrafyayla ilgili yer adları:
Asya’nın, Marmara Denizi’nden, Akdeniz’i, Meriç Nehri’ne, Van Gölü’ne, Ağrı Dağı’nın, Çanakkale Boğazı’nın, Zigana Geçidi’nden, Uzunyayla’ya, Türkiye’dir, İç Anadolu’da, Doğu Anadolu’ya, Ankara’ymış, Sungurlu’ya, Ziya Gökalp Bulvarı’ndan, Yıldız Mahallesi’ne, Taksim Meydanı’ndan, Reşat Nuri Sokağı’na.

UYARI: Yer bildiren özel isimlerde kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman ekten önce kesme işareti kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan.

f. Gök bilimiyle ilgili adlar:
Jüpiter’den, Venüs’ü, Halley’in, Merih’e, Büyükayı’da, Yedikardeş’ten, Samanyolu’nda.

g. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. adları:
Dolmabahçe Sarayı’nın, Çankaya Köşkü’ne, Sait Halim Paşa Yalısı’ndan, Ankara Kalesi’nden, Horozlu Han’ın, Galata Köprüsü’nün, Bilge Kağan Abidesi’nde, Çanakkale Şehitleri Anıtı’na.

h. Kitap, dergi, gazete ve sanat eseri (tablo, heykel, müzik vb.) adları:
Nutuk’ta, Safahat’tan, Kiralık Konak’ta, Sinekli Bakkal’ı, Hürriyet’te, Resmî Gazete’de, Onuncu Yıl Marşı’nı, Yunus Emre Oratoryosu’nu, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü.

i. Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge ve genelge adları:
Millî Eğitim Temel Kanunu’na, Medeni Kanun’un, Atatürk Uluslararası Barış Ödülü Tüzüğü’nde, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği’nin.

UYARI: Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde büyük harfle yazılan kanun, tüzük, yönetmelik sözlerinin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır: Bu Kanun’un 17. maddesinin c bendi... Yukarıda adı geçen Yönetmelik’in 2’nci maddesine göre... vb.

j. Hayvanlara verilen özel adlar:
Sarıkız’ın, Karabaş’a, Pamuk’u, Minnoş’tan.

UYARI: Kurum, kuruluş, kurul ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanlığına, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanlığının; Bakanlar Kurulunun, Danışma Kurulundan, Yürütme Kuruluna; Mavi Köşe Bakkaliyesinden, Gimanın.

UYARI : Özel adlara getirilen yapım ekleri, çokluk eki ve bunlardan sonra gelen diğer ekler kesmeyle ayrılmaz: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Aydınlı, Konyalı, Bursalı, Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Türklerin, Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hollandalıdan, Hristiyanlıktan, Atatürkçülüğün.

2. Kişi adlarından sonra gelen saygı sözlerine getirilen ekleri ayırmak için konur:
Nihat Bey’e, Ayşe Hanım’dan, Mahmut Efendi’ye, Enver Paşa’ya vb.

UYARI: Unvanlardan sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Cumhurbaşkanınca, Başbakanca, Türk Dil Kurumu Başkanına göre vb.

3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur:
TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye.

UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, Alm.dan, İng.yi; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten).

4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur:
1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik.
1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım. (Mustafa Kemal Atatürk)

5. Şiirde seslerin ölçü dolayısıyla düştüğünü göstermek için kesme işareti kullanılır:
Bir ok attım karlı dağın ardına
Düştü n'ola sevdiğimin yurduna
İl yanmazken ben yanarım derdine
Engel aramızı açtı n'eyleyim (Karacaoğlan)

6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: a'dan z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi, Türkçede -lık'la yapılmış sözler.

UYARI: Akım, çağ ve dönem adlarından sonra gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına
KISALTMALAR

Kısaltmalarda herkesçe uyulan, genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de görülmektedir. Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz:

1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır:
TBMM, TDK (Türk Dil Kurumu), TK (Türk Kültürü), GD (güneydoğu).

Ancak bazı kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime türetme amacıyla bazen özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı görülür:
İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), SEKA (Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu), TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi.

Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. Ancak bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir:
M.Ö., P.K.(Posta Kutusu), T.C.(Türkiye Cumhuriyeti)

2. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır. Kısaltılan kelime veya kelime grubu, özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins ismi ise ilk harf küçük olur:
İng.(İngilizce), Alb. (Albay), Kocatepe Mah.,kim. (kimya), sf. (sıfat), çev. (çeviren).

Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır:
kg'dan, cm'yi, THY'de, TV'den.

3. Ancak kısaltması büyük harfle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde bu okunuş esas alınır:
ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.
YANLIŞ CÜMLELER :
Çok güzel dediğim kız döndü,bana baktı. (yanlış)
Çok güzel dediğim kız döndü , bana baktı. (yanlış)
Arkadaşlarımla buluşmak için moda'da yürüyordum ki, çok güzel 1 kız gördüm (yanlış)
Çok güzel bir kızdı, benim girlfriendim olmasını isterdim. (yanlış)
Arkadaşlarımla buluşmak yerine o kızla oturmayı ve sevgi ile bana bakmasını isterdim. (yanlış)

O kızda aynı şeyleri ister miydi acaba? (yanlış)
Sanırım kapı da duran kırmızı araba onun du. (yanlış)

Birden gördümki araba aslında erkek arkadaşınındı. (yanlış)



"şey" daima ayrı yazılır.
bir şey, her şey

bir diğer önemli kelime "her"
herhangi ve herhalde hariç diğerleri ayrı yazılır. her zaman, her gün, her biri, her dem, her halükarda.

"şu"
şuara bitişik diğerleri ayrı.

"bir" daima ayrı yazılır. yalnız birçok bitişik yazılır.
bir anda, bir ara, bir an, bir elden, herhangi bir.

pek çok, pek çoğu diye yazılır.

bir diğer önemli nokta: herkes

haletiruhiye, tebdilimekan bitişik yazılır.

ayrıca birleşik fiillerde eğer ses değişmesi(ses düşmesi, ses türemesi) olursa bitişik diğer hallerde ayrı yazılır.
fark etmek, affetmek(ses türemesi) gibi.

bir diğer karıştırılan kelimeler yanlış ve yalnız. bunu ezberleyemiyorum karıştırıyorum diyorsanız:
yanlış, yanılmaktan geliyor. yalnız, yalından.

şu halde kimse bizden türkçe öğretmeni olmamızı beklemiyor ama bunca yaşa gelip de bazı şeyleri bilmemek gerçekten ayıp. ben de bilmiyorum, bazen karıştırıyorum; ama gidip de herkez yazmıyorum, gidiyomusun da yazmıyorum. bu kadar basit şeylerde hata yapan top olsun!








Aşağıdaki cümlelerden hangisinin sonundaki
noktalama işareti yanlış kullanılmıştır?

A) Gece, ayı hilal şeklinde gördüm.
B) Bu iş iki ayda zor biter.
C) Ay, ne sevimli bir çocuksun.
D) Yüzü ay gibi parlıyordu.


Yanlış: "Tatile çıkmadan önce otel de yerimizi ayırttık."

Yanlış: "Bunun doğru olmadığını sende biliyorsun."

Yanlış: "Geç olsunda, güç olmasın."

Yanlış: "Maçı izledimi ki, yorum yapıyor?"

Yanlış: "Urfa'da Oxford vardıda bizmi gitmedik?"


Yanlış: "Tabii ki de"
"Tabii ki" (burada "de" tümüyle gereksiz ve yanlış)

Yanlış: "Ama ben okula gittim ki!"
Doğru: "Ama ben okula gittim!" (Türkçe'de "ki", anlamı vurgulamak için ancak olumsuz ifadelerde kullanılır, olumlularda değil. "Ama ben okula gitmedim ki!")


Yanlış: "Ne bugün ne de başka bir zaman, böyle bir şey söylemedim."
Doğru: "Ne bugün ne de başka bir zaman, böyle bir şey söyledim." (Bu kalıpta, olumsuzluk vurgusunu zaten "ne .... ne de ...." şablonu verir. Yüklemin olumsuz kullanılmasıysa yanlıştır ve anlamı bütünüyle tersine çevirir.)


Bir örnek daha: "Babam ne liseye ne üniversiteye gitmedi."
Doğrusu, "Babam ne liseye ne de üniversiteye gitti" olacak.




Yanlış: "Akdeniz'in doyumsuz güzellikteki sahilleri"
Doğru: "Akdeniz'in tadına doyum olmaz güzellikteki sahilleri" ya da "Akdeniz'in, güzelliğine doyum olmayan sahilleri" benzeri bir ifade kullanılmalıydı. "Doyumsuz" ile "doyum olmayan" bütünüyle farklı anlamlara sahiptir ve "doyumsuz", "tatminsiz" demektir.

Yanlış: "Dünya 1968'li yıllarda büyük çalkantılar yaşadı."
Doğru: "Dünya 1960'lı yıllarda büyük çalkantılar yaşadı", "Dünya altmışlarda büyük çalkantılar yaşadı" ya da "Dünya 1968'de büyük çalkantılar yaşadı" biçiminde ifade edilmeli. "1968'li yıllar", "1987'li yıllar" diye bir şey yoktur. "Altmışlı yıllar" ya da "1960'lı yıllar" ifadeleri, 1960'dan 1969'a dek uzanan on yıllık dönemi (İngilizce'de "decade") anlatmak için kullanılır. 1968 ya da 1987, 2 vb ise belli bir yıldır ve bir tanedir; "1968'li yıllar" olmaz.



Internet marifetiyle yaygınlaştırdığı hatalar: "Aşağılamak" yerine "aşşaalamak"; "Hava bayağı sıcak" yerine "Hava bayaa sıcak" gibi.


• "Yahu" yerine "yaw", "yow", "yaa" gibi söyleniş biçiminden yola çıkarak biçimi bozulmuş sözcükler.

Küçük resimlere pek itibar etmemeli. Dilimize zarar veriyor. Afadedeki güzellikleri silip süpürüyor. Amerikan filmlerinde insanları şartlandırmak için kahkaha efektlerinin yer alması gibi bir şey

Yapım Ekleri ve Uygulaması

1) İsimden İsim Yapım Ekleri
2) İsimden Fiil Yapım Ekleri

Türkçede ekler, yapım ekleri ve çekim ekleri olmak üzere iki grupta toplanır:

Yapım Ekleri

Türkçede, yeni kelimeler türetmenin vazgeçilmez unsurlardan biri yapım ekleridir. Yapım ekleri, kelime köklerine ve gövdelerine gelerek dilin anlatım yeteneğini genişleten, dili zenginleştiren yeni kelimelerin türetilmesinde görev alırlar. Türetme, kökteki anlamla ilgi kurularak bir düzen içinde dilin kanunlarına göre gerçekleştirilir. Matematik gibi kuralları çok sağlam olan dilimizde esasen her köke her türlü ek getirilebilir. Ancak dil mantığı buna izin vermez. Yapım eklerinin türetme görevi dışında kelimeye kattığı anlam incelikleri de vardır. Bu yüzden bir ek, aynı türden bütün kelimelere getirilmez.

Türetme görevini üstlenen yapım ekleri, aynı derecede işlek değildir. Meselâ, fiil köklerine gelerek fiil isimleri (mastar) yapan -mak, -mek eki istisnasız bütün fiillere gelirken fiilden isim yapan -van eki yay-van gibi bir iki örnekte görülür. İşlek olmayan ve daha çok bazı kelimelerde kalıplaşmış olarak bulunan bu tipteki ekler, yeni kelimeler türetmeye pek elverişli değildir.

İsme getirilen yapım eki, fiile getirilmez. Yazılışları, söylenişleri aynı olan yapım eklerini karıştırmamak gerekir. Türetilen kelime isme ait bir çekim eki alıyorsa kelimeye getirilen son yapım eki, isim yapma ekidir. Kelime, fiile ait bir çekim eki alıyorsa kelimedeki son yapım eki, fiil yapmıştır. Bu ayrımı cümlede kullanış biçiminden de anlamak mümkündür: sür-ü-den kelimesinde -ü eki fiilden isim yapmıştır. Kelime isme dönüşmeseydi ayrılma (-den) hâli eki getirilemezdi. sür-ü-dü-k örneğinde ise -ü eki fiilden fiil yapmıştır.

Bir eke ait birden fazla biçimin bulunması (bazı istisnalar dışında) Türkçedeki eklerin genellikle ünlü ve ünsüz uyumlarına uymasından kaynaklanmaktadır: -dır, -dir, -dur, -dür; -tır, -tir, -tur, -tür.

Çekim eklerinde (bir-i-si, hep-i-si gibi bazı istisnalar dışında) aynı gruptan iki veya daha fazla ek üst üste gelemez. Ancak yapım ekleri için böyle bir sınırlama yoktur: yaz-dır-t-tır-ı-l-an.

Türkçenin Yapım Ekleri;
1. İsimden isim yapma ekleri,
2. İsimden fiil yapma ekleri,
3. Fiilden fiil yapma ekleri,
4. Fiilden isim yapma ekleri olmak üzere dört gruba ayrılır.


İSİMDEN İSİM YAPMA EKLERİ

İsim tabanlarından yeni anlamlı başka isimler türetmede kullanılan eklerdir. İşlek olarak kullanılanlardan bazıları aşağıda örnekleriyle birlikte sıralanmıştır:

1. -lık, -lik, -luk, -lük

a. Yer isimleri yapar: orman-lık, saman-lık, taş-lık, zeytin-lik, kum-luk, odun-luk, çöp-lük, gül-lük, kömür-lük vb.
Dut-luk, Et-lik, İncir-lik, Yumurta-lık. (Burada özel isim olarak kullanılmıştır.)

b. Sıfatlar yapar: ay-lık (ücret), baklava-lık (un), bayram-lık (elbise), dolma-lık (biber), gömlek-lik (kumaş), hediye-lik (eşya), mevsim-lik (iş) vb.

c. Alet, araç, gereç isimleri yapar: baş-lık, kulak-lık, sabah-lık, diz-lik, gece-lik, gelin-lik, sebze-lik, buz-luk, tuz-luk, yağmur-luk, ön-lük vb. (çaydan-lık, iğneden-lik, yağdan-lık örneklerinde ise –lık ile aynı işlevdeki Farsça –dan ekinden sonra gelmiştir.)

d. Meslek ve meslek aşaması gösteren adlar yapar: avukat-lık, işçi-lik, demirci-lik, kılavuz-luk, gözlükçü-lük; asistan-lık, binbaşı-lık, doçent-lik, general-lik vb.

e. Rütbe ve makam isimleri yapar: bakan-lık, başkan-lık, kaymakam-lık, komutan-lık, vali-lik, müdür-lük, rektör-lük vb.

f. Soyut isimler ve durum isimleri yapar: aç-lık, arkadaş-lık, ayrı-lık, çocuk-luk, delikanlı-lık, erkek-lik, genç-lik, güven-lik, güzel-lik, ihtiyar-lık, iyi-lik, kadın-lık, kardeş-lik, koca-lık, temiz-lik, vicdansız-lık, yolcu-luk vb.

g. Sayı isimlerinden sonra o sayının toplu olarak bulunduğunu bildiren isimler yapar: altı-lık, beş-lik, bin-lik, on-luk, dört-lük, yüz-lük vb.

h. Renk isimlerine getirilince, o rengin yaygın olarak bulunduğunu bildiren isimler yapar: beyaz-lık, kara-lık, kırmızı-lık, mavi-lik, mor-luk vb.

i. Ana-lık, baba-lık, evlat-lık, oğul-luk gibi kelimelerde üveylik anlamı katar.

j. Bağlılık ve özellik anlamı katan adlar yapar: akılcı-lık, sağcı-lık, devrimci-lik, gerici-lik, milliyetçi-lik, solcu-luk, toplumcu-luk, Atatürkçü-lük vb.

k. Aç-lık tok-luk, az-lık çok-luk, bağ-lık bahçe-lik, var-lık yok-luk, bir-lik beraber-lik, dir-lik düzen-lik, gül-lük gülistan-lık örneklerindeki gibi ikilemeler yapar.

l. Getirildiği isme, çokluk veya topluluk anlamı katar: ağaç-lık, çalı-lık, çam-lık, çayır-lık, kavak-lık, orman-lık, vişne-lik, söğüt-lük vb.

2. -lı, -li, -lu, -lü

a. Sıfat yapar: anlayış-lı (arkadaş), sayı-lı (gün), bilgi-li (öğretmen), gölge-li (yer), renk-li (kâğıt), bulut-lu (hava), gül-lü (bahçe) vb. gibi.

b. Bir yere aitlik, bağlılık anlamı katar: Asya-lı, bura-lı, Konya-lı, Kayseri-li, lise-li, mahalle-li, doğu-lu, Selçuk-lu, köy-lü, üniversite-li vb.

c. Yaygın olarak kullanılmayan kök ve gövdelerle kalıplaşmış olarak, sıfat görevli kelimelerde bulunur: acık-lı, alım-lı, danışık-lı, paha-lı, tutar-lı giz-li, elveriş-li, sevgi-li, yer-li, top-lu, us-lu, söz-lü vb.

d. İkileme kurar: al-lı yeşil-li, an-lı şan-lı, bel-li baş-lı, sağ-lı sol-lu, der-li top-lu, gece-li gündüz-lü, iç-li dış-lı, iri-li ufak-lı vb.

İkilemeler kuran -lı, -li, -lu, -lü ekinin eski biçimi de böyledir. Fakat diğer örneklerdeki ekin eski şekli -lıg, -lig, -lug, -lüg olup başka bir ektir: tat-lıg > tat-lı, küç-lüg > güç-lü örneklerindeki gibi.

3. -sız -siz, -suz, -süz

Olumsuz anlam taşıyan adlar, sıfatlar, zarflar yapar: ahlâk-sızlık, ar-sız, hır-sız, ök-süz (annesiz), tel-siz; bağım-sız (ülke), görgü-süz (adam); kimse-siz (yaşıyor), tutar-sız (davranıyor) vb.

Bu ekle, ikilemeler de yapılır: borç-suz harç-sız, ipsiz sap-sız, iş-siz güç-süz, kayıt-sız şart-sız, ses-siz ses-siz, tat-sız tuz-suz, yer-siz yurt-suz vb.

4. -cı, -ci, -cu, -cü; -çı, -çi, -çu, -çü
Meslek, alışkanlık, taraftarlık isimleri yapar:
araba-cı, bilgisayar-cı, cam-cı, iz-ci, koru-cu, göz-cü, balık-çı, kitap-çı, diş-çi, iş-çi, simit-çi, tost-çu, gözlük-çü; şaka-cı, yalan-cı, geri-ci, kin-ci, kader-ci, sol-cu, uyku-cu, barış-çı, fırsat-çı, halk-çı, inat-çı, yaltak-çı, milliyet-çi, Türk-çü vb.

5. -cık, -cik, -cuk, -cük; -çık, -çik, -çuk, -çük

a. Küçültme, azlık, acıma, sevgi, şefkat bildiren adlar yapar: ada-cık, az(ı)-cık, adam-cık, ağaç-çık, anneciğim (anne-cik-im), Ayhan-cığım, boru-cuk, dere-cik, kadın-cık, kedi-cik, kimse-cik, küçü(k)-cük, teyzeciğim (teyze-cik-im), yavru-cuk, yumuşa-cık (yumuşak-çık), zavallı-cık..

b. Hastalık isimleri yapar: arpa-cık, yılan-cık, kızamık-çık, pamuk-çuk.

c. Bitki isimleri yapar: kızıl-cık, dil-cik, gelin-cik...

d. Organ isimleri yapar: elma-cık (kemiği), karın-cık, badem-cik, kese-cik, köprü-cük (kemiği), kapak-çık...

e. Hayvan isimleri yapar: sığır-cık, tatar-cık...

f. Alet isimleri yapar: dağar-cık, iğne-cik, maymun-cuk, dip-çik...

g. Yer isimleri yapar: Ayva-cık, Çınar-cık, Germen-cik, Harman-cık, Ova-cık, Yaka-cık, Göl-cük...

6. -ca, -ce, -ça, -çe

a. Özellikle sıfatlara ve zarflara çekim eki gibi gelerek asıl işlevi olan eşitlik, benzerlik, görelik, nispet gibi anlamları kazandırır: adam-ca, akıl-ca, ala-ca, bu-n-ca, çılgın-ca, filan-ca, kısa-ca, sarı-ca, soy-ca, yakın-ca, aile-ce, ben-ce, bilgi-ce, bölüm-ce, deli-ce, ekşi-ce, güzel-ce, iyi-ce, kendi-n-ce, siz-ce, çocuk-ça, yaş-ça, açık-ça, ak-ça, adet-çe, geniş-çe, gök-çe...
b. Ayrı-ca, başlı-ca, doğru-ca, düşman-ca, kolay-ca, böyle-ce, erken-ce, gizli-ce, ön-ce, sert-çe, çabuk-ça, hoş-ça, yavaş-ça örneklerindeki gibi adlardan, sıfatlardan bazen de zamirlerden sonra gelerek zarf yapar.

c. Dil ve lehçe isimleri yapar: Alman-ca, İngiliz-ce, Arap-ça, Fars-ça, Rus-ça, Türk-çe; Çuvaş-ça, Yakut-ça...

d. Yer isimleri yapar: Çamlı-ca, Çatal-ca, Çukur-ca, Kozlu-ca, Kumlu-ca, Sapan-ca, Yarım-ca, Derin-ce, Düz-ce, Sütlü-ce, Yeni-ce...

e. Doğrudan doğruya isimler ve sıfatlar yapar: o-n-ca, ılı-ca, kokar-ca; ala-ca (karga), aptal-ca (söz), Kara-ca (Ali) gibi.


7. -daş, -deş, -taş, -teş

Eşlik, ortaklık, bağlılık, aitlik bildiren isimler yapar: adaş (<ad- daş), anlam-daş, arka-daş, çağ-daş, gönül-daş, kardeş (<karın-daş), sır-daş, soy-daş, ülkü-daş, yol-daş, öz-deş, yön-deş, denk-taş, emek-taş, yurt-taş, kök-teş, ses-teş.

8. -ncı, -nci, -ncu, -ncü

Sıralama ve derece bildiren isimler yapar: altı-ncı, bir-i-nci, elli-nci, iki-nci, son-u-ncu, üç-ü-ncü, yüz-ü-ncü gibi.

9. -ar, -er; -şar, -şer

Asıl sayı adlarından üleştirme sayıları yapar. Ünsüzle biten sayılara -ar, -er; ünlüyle biten sayılara -şar, -şer biçimi getirilir: kırk-ar, on-ar, beş-er, bir-er, üç-er; altı-şar, iki-şer, yedi-şer gibi.

10. -sal, -sel

Yapı olarak yanlış olmasına rağmen –sal, -sel eki bugün yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilim eseri yerine bilimsel eser, kamu alanı yerine kamusal alan gibi yanlış kullanmalar tercih edilmektedir.

Günümüzde nispet ifade eden î ekinin yerine -l ( doğa-l, özne-l, yasa-l), -al, -el (ulus-al, söz-el) ve –sal, -sel (sayı-sal, bölge-sel) ekleri de kullanılmaktadır. Türkçedeki batı kökenli kelimelerde de nisbet î’si yerine –k eki de (sosyoloji-k, biyoloji-k) kullanılmaktadır.

-sal, -sel eki açı-sal, anıt-sal, doğru-sal, duygu-sal, hayvan-sal, kalıt-sal, kara-sal, kut-sal, onur-sal, tarım-sal, yapı-sal, birey-sel, bitki-sel, bölge-sel, çizgi-sel, evren-sel, gelenek-sel örneklerinde görüldüğü gibi sıkça kullanılmaktadır. Ancak yapı olarak yanlış olan bu şekli yaygın örneklerinin dışında kullanmamaya özen göstermek gerekir.

Bunlardan başka, getirildiği isme değişik anlamlar katan ve sınırlı sayıda örnekte rastlanan isimden isim yapma ekleri de vardır. İsimden türemiş isimler hakkında fikir vermesi düşüncesiyle bunların çoğu aşağıda örnekleriyle birlikte verilmiştir:

-aç, -eç (boz-aç, kır-aç, top-aç), -ak, -ek (baş-ak, sol-ak, top-ak, ben-ek),-an, -en (oğulan>oğlan kız-an, er-en), -cıl, -cil, -cul,-cül; -çıl, -çil, -çul, -çül (tavşan-cıl, ben-cil, ev-cil, ölüm-cül, balık-çıl, kır-çıl, et-çil,ot-çul), -cileyin (ben-cileyin, sen-cileyin), -ç (ana-ç, ata-ç, baba-ç), -gıl, -gil, -gül, -kıl, -kil) (Ali-gil, dayım-gil, kır-kıl, iç-kil, dört-gül), -ka, -ge (baş-ka, öz-ge), -kan, -ken (baş-kan, er-ken), -kek (er-kek), -man, -men (ak-man, ata-man, kara-man, konuk-man, yal-man, dik-men, evci-men, gök-men, köle-men, küçük-men> küçü-men, köse-men, öz-men), -la (kış-la-g>kış-la, yay-la-g>yay-la), -lak, -lek (av-lak, kış-lak, kuş-lak, ot-lak, su-lak, ev-lek), -leyin (akşam-leyin, gece-leyin, sabah-leyin), -msı, -msi, -msu,-msü (acı-msı, ağac-ı-msı, kırmızı-msı, sarı-msı, tatlı-msı, tepe-msi, ekşi-msi, yeşil-i-msi, mor-u-msu), -mtırak (ekşi-mtırak, acı-mtırak, sarı-mtırak, mavi-mtırak, yeşili-mtırak), -rak, -rek (acı-rak, kısa-rak, tatlı-rak, iri-rek), -sak, -sek (bağır-sak, kur-sak, dir-sek, tüm-sek), -sı, -si, -su, -sü (kadın-sı, erkek-si, çocuk-su), -şın, -şin (ak-şın, kara-şın, sarı-şın gök-şin), -t (eş-i-t, yaş-ı-t), -z (altı-z, beş-i-z, dörd-ü-z, iki-z, üç-ü-z)


İSİMDEN FİİL YAPMA EKLERİ

İsim kök ve gövdelerinden fiiller yapmak için kullanılan bu eklerin ayrı ayrı işlevleri yoktur. Hepsinin ortak işlevi, isimleri fiilleştirmek olduğu için türetilen fiilin anlamını ekler değil kök veya gövde konumunda olan isimler belirler. Bunlardan çok kullanılanları örnekleriyle aşağıda gösterilmiştir:

1. -la-, -le-

İsim soylu kelimelerden fiil gövdesi kurar: ak-la-, av-la-, bağ-la-, baş-la-, nokta-la-, suç-la-, ucuz-la-, yaz-la, yok-la-, yol-la-, ateş-le-, belge-le-, dem-le-, demir-le-, diş-le-, giz-le-, kilit-le-, mim-le, ter-le-, ütü-le-; çat-la-, çın-la-, gür-le-, hav-la-, üf-le- vb. gibi.

Bu ekle yapılan fiillerden bazıları bugün bu şekliyle kullanılmazlar. -n-, -ş-, -t- fiilden fiil yapma ekleriyle genişletilmiş olarak yeni bir ek görüntüsüyle ortaya çıkarlar: can-lan-, dik-len-, yaş-lan-, bol-laş-, dinç-leş-, iyi-leş-, makine-leş-, Türkçe-leş-, kir-let- vb. gibi.

Bazı dilciler bu özellik sebebiyle eki, -lan-, -len-; -laş-, -leş-; -lat-, -let- biçiminde de gösterirler.

2. -al-, -el-

İsim kökleri ve gövdelerinden genellikle dönüşlü çatıda fiiller kurar: az-al-, boş-al-, bun-al-, dar-al-, kör-el-, yön-el- gibi

3. -l-

İşlevi, -al- / -el- ekiyle aynıdır: doğru-l-, duru-l-, ince-l-, kısa-l-, sivri-l- vb.

4. -a-, -e-:

İsim soylu kelimelerden fiil gövdeleri kurar: ad-a-, benz-e- (<beniz-e-), boş-a-, kan-a-, oy(u)n-a-, tür-e-, tün-e- (tün: gece), yaş-a- vb.

İsimden fiil yapan ve sınırlı kullanım alanı olan diğer ekler (bazı örnekleriyle) şöyle sıralanabilir: -ar-, -er- (ağ-ar-, baş-ar-, mor-ar-, on-ar-, ev-er-, göğ-er-); -da-, -de- (çatır-da-, fısıl-da-, horul-da-, ışıl-da-, kütür-de- ); -k- (aç-ı-k->ac-ı-k-, bir-i-k-, geç-i-k->gec-i-k-, göz-ü-k-); -kır-, -kir-, -kur-, -kür- (fış-kır-, hıç-kır-, kış-kır-t-, püs-kür-, tü-kür-); -msa-,-mse- (az-ı-msa-, ben-i-mse-, kötü-mse, küçükümse> küçü-mse-); -r- (deli-r-);-sa-, -se- (buğa-sa-, aygır-sa-, su-sa-, umur-sa, mühim-se-, garip-se-, önem-se-).


FİİLDEN FİİL YAPMA EKLERİ

Fiil kök ve gövdelerinden, yeni fiiller türetmek için kullanılan, sayıca az fakat işlek eklerdir.
1. -l-

Dönüşlülük, edilgenlik ve bilinmezlik ifade eden fiiller yapar: boğ-u-l-, büz-ü-l-, üz-ü-l-, yor-u-l-; an-ı-l-, bas-ı-l-, duy-u-l-, gönder-i-l-, kaz-ı-l-, kıy-ı-l-, öv-ü-l-, sar-ı-l-, sök-ü-l-, ver-i-l-, yaz-ı-l-, yüz-ü-l- gibi.

Sonu ünlüyle ve l ünsüzüyle biten fiiller -l- ekini almazlar.

2. -ma-, -me-

Getirildiği bütün fiil kök ve gövdelerine olumsuzluk anlamı katar: duy-ma-, kaç-ma-, sor-ma-, uyu-ma-, yat-ma-, bil-me-, çek-me-, gör-me- vb. gibi.

3. -n-
Dönüşlülük ifade eden fiiller yapar: bak-ı-n-, çek-i-n-, giy-i-n, yet-i-n-...
Dönüşlülük ifade eden -n- ile edilgenlik, bilinmezlik yapan –n- birbirine karıştırılmamalıdır. Bunlar şekil bakımından aynı fakat işlev bakımından farklıdır:

Dönüşlülük Edilgenlik, bilinmezlik
ara-n- (Çok arandı.) ara-n- (Her yer arandı.)
sil-i-n- (Silinmiş, kurulanmış.) sil-i-n- (Tahta silindi.)
yıka-n- (Ali yıkandı.) yıka-n- (Araba yıkandı.)

4. -r-

Fiillere, yaptırma ve oldurma anlamı katan, geçişsiz fiilleri geçişli yapan eklerden biridir. Sonu ünlüyle biten fiillere gelmez. Daha çok, sonu ç, ğ, p, ş, t, y ünsüzleriyle biten tek heceli fiillere gelir: aş-ı-r-, bit-i-r-, doğ-u-r-, duy-u-r-, geç-i-r-, piş-i-r- vb.

5. -ş- :

Fiil tabanlarından işteş ve dönüşlü çatıda * fiiller yapar: at-ı-ş-, bak-ı-ş-, dön-ü-ş-, döv-ü-ş-, gör-ü-ş-, gül-ü-ş-, kalk-ı-ş-, kok-u-ş-, sev-i-ş-, sık-ı-ş- gibi.

6. -t-

Ettirgen çatı kuran çok işlek bir ektir: acı-t-, az-ı-t-, benze-t-, boya-t-, düzel-t-, kapa-t-, kuru-t-, oku-t-, öde-t, sür-t-, uza-t-, ürk-ü-t-,yüksel-t- gibi.

7. -dır-, -dir-, -dur-, -dür-; -tır-, -tir-, -tur-, -tür-

Çok işlek eklerden biridir. Ettirgen çatılı fiiller yapar. Ünlüyle biten tek heceli fiillerle ünsüzle biten bütün fiillere getirilebilir:kay-dır-, yaz-dır-, yıl-dır-, bil-dir-, de-dir-, giy-dir-, sez-dir-, sin-dir-, ver-dir-, ye-dir-, don-dur-, gül-dür-, yüz-dür-; aç-tır-, as-tır-, bık-tır-, tart-tır-, çek-tir-, koş-tur-, öp-tür-, tüt-tür- vb.

Yukarıdakilere göre az işlek olan, fiilden fiil yapma eklerinin diğerleri ise örnekleriyle birlikte şunlardır: -a-, -e- (bul-a-, dol-a-, tık-a-); -ala-, -ele- (dur-ala-, kak-ala-, kov-ala-, şaş-ala-, ov-ala- eş-ele-, gez-ele-, it-ele-, silk-ele-, tep-ele-);-ar-/-er- (kop-ar-, çık-ar-); -ı-, -ü- (kaz-ı-, sür-ü-); -k- (dol-u-k-, kan-ı-k-; bur-k-, kal-k-, sil-k-); -p- (kır-p-, ser-p-)...


FİİLDEN İSİM YAPMA EKLERİ

Fiil kök ve gövdelerinden, isimler yapmakta kullanılan eklerdir. Bu eklerin sayıca çok ve işlek olması, Türkçenin fiilden isim yapmaya elverişli bir dil olduğunun da göstergesidir.

1. -gan, -gen; -kan, -ken

Alışkanlık, özellik, aşırılık anlamı katar: atıl-gan, alış-kan, kay-gan, sıkıl-gan, sürün-gen; çalış-kan, somurt-kan, yalıt-kan, değiş-ken, üret-ken gibi.

2. -gı, -gi, -gu, -gü; -kı, -ki, -ku, -kü

Kullanım alanı çok geniş olan eklerden biridir. Fiilin gösterdiği hareketle ilgili türlü nesneleri, kavramları karşılar. Alet isimleri de yapar: al-gı, çal-gı, sar-gı, say-gı, bil-gi, der-gi, ez-gi, ser-gi, ver-gi, kur-gu, sor-gu, vur-gu, gör-gü, ör-gü, sür-gü; at-kı, bas-kı, biç-ki, bit-ki, seç-ki, iliş-ki, kes-ki, tut-ku, düş-kü, küs-kü vb.

3. -gın, -gin, -gun, -gün; -kın, -kin, -kun, -kün

Aşırılık anlamı taşıyan ve genellikle sıfat gibi kullanılan isimler türetir: az-gın, dal-gın, bez-gin, bil-gin, boz-gun, ol-gun, yor-gun, üz-gün; yat-kın, bit-kin, et-kin, geç-kin, piş-kin, seç-kin, tut-kun, küs-kün gibi.

4. -ı, -i, -u, -ü

Olan, yapan veya yapılanı karşılayan isimler türeten işlek bir ektir: an-ı, başar-ı, bat-ı, çarp-ı, kaz-ı, say-ı, sık-ı, yaz-ı, beğen-i, bildir-i, diz-i, gez-i, doğ-u, dol-u, kork-u, pus-u, sor-u, sun-u, öl-ü, ört-ü gibi.

5. -ıcı, -ici, -ucu, -ücü

Meslek ya da özellik bildiren isimler yapar: ak-ıcı, al-ıcı, bak-ıcı, kurtar-ıcı, yaz-ıcı, çek-ici, gez-ici, tüket-ici, üret-ici, ver-ici, boğ-ucu, oku-y-ucu, soğut-ucu, tut-ucu, güldür-ücü, sür-ücü gibi.

6. -ış, -iş, -uş, -üş *

Sayılı birkaç fiil dışında bütün fiil köklerine ve gövdelerine gelebilen işlek eklerden biridir. Kalıcı isimler de yapar: al-ış, anla-y-ış, bak-ış, davran-ış, sat-ış, yağ-ış, yaratıl-ış, gir-iş, söyle-y-iş, ver-iş, doğ-uş, duy-uş, sun-uş, gör-üş.

7. -k

Fiil kök ve gövdelerinden genellikle sıfat görevinde kullanılan kelimeler türeten işlek eklerden biridir: aç-ı-k, birleş-i-k, boz-u-k, del-i-k, dile-k, don-u-k, ez-i-k, göç-ü-k, iste-k, kes-i-k, kır-ı-k, sök-ü-k, tara-k, uyuş-u-k, yan-ı-k, yerleş-i-k. vb.

8. -m

Kalıcı isimler yapan işlek eklerdendir: al-ı-m, bak-ı-m, bas-ı-m, bil-i-m, çek-i-m, çiz-i-m, doğ-u-m, eğit-i-m, ek-i-m, geç-i-m, giy-i-m, iç-i-m, öl-ü-m, sar-ı-m, sat-ı-m, seç-i-m, sun-u-m, tak-ı-m, tanı-m, tad-ı-m, tüket-i-m, uçur-u-m, üret-i-m, ver-i-m, yud-u-m vb.


9. -ma, -me

Bütün fiil kök ve gövdelerine getirilebilir. Asıl görevi, iş isimleri yapmaktır: oku-ma, sula-ma, soruştur-ma, bekle-me, git-me, gez-me, görüş-me.

As-ma, ayaklan-ma, bas-ma, danış-ma, doku-ma, dol-ma, dondur-ma, kavur-ma, tamla-ma, tonla-ma, yak-ma, yaz-ma, yokla-ma, besle-me, böl-me, bütünle-me, dik-me, iç-me, sür-me örneklerindeki gibi kalıcı isimler de yapar.

10. -mak, -mek

Türkçedeki bütün fiil kökleri ve gövdelerine gelir. Asıl görevi, fiil isimleri yapmaktır: aç-mak, ağla-mak, kaz-mak, ofla-mak, utan-mak, yalvar-mak, bil-mek, derle-mek, gül-mek vb.
Ayrıca çak-mak, kay-mak, tok-mak, ek-mek, il-mek, ye-mek örneklerinde olduğu gibi az sayıda kalıcı isimler de yapar.

11. -tı, -ti, -tu, -tü

Genellikle yansıma tabanlarından ve dönüşlü çatı kuran eklerden sonra gelerek isimler türetir: cayır-tı, cızır-tı, çatır-tı, gıcır-tı, homur-tu, gümbür-tü, kütür-tü; alın-tı, bunal-tı, çarpın-tı, çıkın-tı, kabar-tı, karar-tı, kaşın-tı, kızar-tı, sığın-tı, sıkın-tı, uzan-tı, belir-ti, öden-ti, tiksin-ti, ürper-ti, doğrul-tu, görün-tü, vb. Fiile gelen örneklerde bu eki -ntı, -nti, -ntu, -ntü olarak da düşünebiliriz.

Yukarıda sıralanan fiilden isim yapma ekleri, diğerlerine göre örnekleri çok olan işlek eklerdir. Bunların dışında sınırlı sayıda örnekte rastlanan ve diğerlerine göre daha az işlek olan fiilden isim yapma ekleri de vardır.

Bunlar, aşağıda alfabetik düzende sıralanmıştır:

-a, -e : doğ-a, sap-a, oy-a, yar-a, diz-e, geç-e, gel-e, sür-e...
-ağan, -eğen : dur-ağan, ol-ağan, yat-ağan, gez-eğen..
-ak, -ek : barın-ak, bat-ak, bıç-ak, dur-ak, kaç-ak, kay-ak, kon-ak, sap-ak, tut-ak, yat-ak,
dön-ek, sür-ek, ürk-ek...
-alak, -elek : as-alak, yat-alak, çök-elek.
-amak, -emek : bas-amak, kaç-amak, tut-amak...
-anak, -enek: ol-anak, tut-anak, gel-enek, gör-enek, kes-enek, seç-enek.
-ca, -ce: sakın-ca, dinlen-ce, düşün-ce, eğlen-ce, güven-ce, söylen-ce...
-ç: gülün-ç, iğren-ç, inan-ç, kılın-ç, kıskan-ç, korkun-ç, sevin-ç, usan-ç. Eskiden sadece –n-’li
çatılara gelen bu ek günümüzde ünlüyle biten fiillere de getirilmektedir: bağla-ç, imle-ç,
tümle-ç.
-aç, -eç: kaldır-aç, sark-aç, say-aç, büyüt-eç, gül-eç, sür-eç...
-dı, -di, -du, -dü; -tı, -ti, -tu, -tü: imambayıl-dı, hünkarbeğen-di, şıpsev-di, gecekon-du,
ayakbas-tı, külbas-tı, piş-ti, eltieltiyeküs-tü...
-ga, -ge: dal-ga, yon-ga, bil-ge, böl-ge, diz-ge, göster-ge, sömür-ge, süpür-ge, öner-ge...
-gaç, -geç; -kaç, -keç: solun-gaç, utan-gaç, il-geç, süz-geç, üşen-geç, yüz-geç, kıs-kaç...
-gıç, -giç, -guç, -güç: başlan-gıç, dal-gıç, bil-giç, sor-guç...
-maca, -mece : at-ma-ca, bul-ma-ca, koş-ma-ca, bil-me-ce, çek-me-ce, düz-me-ce, kes-me-
ce, seç-me-ce...
-maç, -meç: al-maç, bula-maç, çığırt-maç, kar-maç, kurut-maç, sık-maç, yak-maç,yanılt-
maç, yırt-maç, böl-meç, de-meç...
-man, -men: az-man, danış-man, okut-man, öğret-men, say-man, seç-men, yaz-man,
yönet-men...
-mık, -mik, -muk, -mük: kıy-mık, il-mik, kus-muk, soy-muk...
-n: ak-ı-n, bas-ı-n, diz-i-n, gel-i-n, say-ı-n, tüt-ü-n, yay-ı-n, yığ-ı-n...
-t : an-ı-t, bin-i-t, dik-i-t, geç-i-t, kes-i-t, öğ-ü-t, um-u-t, kon-u-t, taşı-t, yak-ı-t, yap-ı-t, yaz-ı-t...

Buram, tutam, çatal, dolanbaç>dolambaç, saklanbaç>saklambaç, göçeri, uçarı, ışıl, kaypak,
sürünceme, tutsak, yağmur, yayvan kelimelerinde koyu yazılan ekler ise (neredeyse) bu
örneklerle sınırlıdır.






1. Ek, Kök, gövde nedir?

2. -mak/-mek her yere, van eki bazen (yayvan)

3. İsme getirilen yapım eki, fiile getirilmez.

4. Yazılışları aynı ama karıştırma
Sürmek – sürümek
Sürüden - sürüdüm TÜRK DİLİ DERSİNE


HOŞ GELDİNİZ
İSİMDEN İSİM YAPMA EKLERİ
LIK
saman-lık
bayramlık
buzluk
demircilik
rektörlük
temizlik
yüzlük
babalık, evlatlık
açlık, tokluk

LI
Bilgili, renkli
Konyalı, köylü
Yerli, sözlü
Sağlı-sollu

SIZ
Ahlaksız

CI
Bilgisayarcı, camcı

CIK
Kedicik,
Kızamıkçık, pamukçuk
Gelincik, kızılcık
prücük, bademcik

CA
Adamca, güzelce – nispet katar
Düşmanca, yavaşça – zarf yaptı.
Romence, İngilizce
Çukurca, Çamlıca

DAŞ
Özdeş, soydaş

NCI
İkinci, yirminci

AR
İkişer, yirmişer

SAL
Bitkisel,

İSİMDEN FİİL YAPMA EKLERİ
LA
Terle, ütüle

AL
Boşal
Azal

L
Doğrul, incel

A
Boşa, kana

AR
Kızar, başar


YAZIM YANLIŞLARI

 İnsanoğlu ana dilini konuşmayı çevresinde duyduğu seslere anlam vererek öğrenir.

 Yazım yanlışlarına dikkat etmek sadece Türkçe öğretmenlerinin işi değildir.



ana dili
dil bilgisi
dizüstü bilgisayar
birkaç
bir çok
her şey – bir şey şey‘ sözcüğünün her zaman ayrı yazılması gerekir.
ya da
şarj – şarj
katliam – katliyam
iri yarı – iriyarı
hiçbir


Sözcüğün yanlış kullanımı Doğrusu (!)

neden olmak
(Bu başarıya ulaşmama o neden oldu) Neden olmak olumsuzluk içerir.
(Bu başarıya ulaşmamı o sağladı.)
(Bu duruma düşmeme o neden oldu.)
tekrardan tekrar veya yeniden



1. ÜCRETSİZ EVDE SAĞLIK HİZMETİ İÇİN BİZİ ARAYIN

2. YAZ SPOR OKULLARIMIZA KATILMAK İÇİN BİZİ ARAYIN
Yaz dönemi spor okulu mu ? Yaz sporları mı?

Fikirlerde tutarsızlıklar var.

ORTAK GÖRÜŞLER :

Fil evcil değildir.

Akıllı olan insanlar, akılsızları kontrol altında tutabilirler.

Güçlü olduğunu göstermek için yapmaktadır.

Adamın cismaniyeti büyümüş ama hâlâ çocuk ruhludur.

Ağaç yaş iken eğilir.


İLGİNÇ OLANLAR (yanlışlara dikkat) :

Bence buradaki fil bir toplumu ve adam da medya’yı temsil ediyor. Bu toplum medya aracılığıyla küçükseniyor.

Filin yanında bir adam vardı...

Yani fil cüce olabilir. İnsanlar arasında cüceler oluyor ya!

Fotografın ismi “fil adam” değil de “fil ve adam” olmalıydı.

Filin arka sol ayağı fil ayağı değil köpek ayağıdır.

Son yıllarda insanların oburluğunu konu alıyor. Filden fazla yiyen bir insan görüyoruz.

Aslında şu hortumcular dünyasında fil yalnızca bir hayvandır.



“Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlanmıştı.
"Bu günden sonra, divanda, dergahta, bargahta, mecliste, meydanda Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye....

Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını, çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşirdim merak ettim, dolandiginiz yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın demo, Sunucunun spiker, Gösteri adamının showmen,
Radyo sunucusunun diskjokey, Hanım ağanın, first lady olduğuna şaşıranınız var mı? Dükkanın store, Bakkalın market, Torbanın poşet, Mağazanın süper, hiper, gross market,
Ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mı? İlan tahtasının billboard, Sayı tablosunun skorboard, Bilgi alışının brifing, Bildirgenin deklarasyon, Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı? Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, Beldelerin girişinde welcome, Çıkışında goodbye okuyanınız var mı? Korumanın, muhafızın, body guard, Sanat ve meslek pirlerinin duayen, İtibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı? Sekinin, alanın, platform, Merkezin center, Büyüğün mega, Küçüğün mikro, Sonun final, Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniz var mı? İs hanımızın plaza, Bedestenimizin galeria, Sergi yerlerimizi, center room, show room, Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mi? Yol üstü lokantamızın fast food, Yemek çeşitlerimizin menü, Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı? İki katlı evinizi dubleks, Üç katlı komşu evini tripleks, Köşklerimizi villa, Eşigimizi antre, Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı? Sevimlinin sempatik, Sevimsizin antipatik, Vurguncunun spekülatör, Eşkiyanin mafya, Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı? Mesireyi, kır gezisini picnic, Bilgisayarı computer, Hava yastığını air bag, Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mı? Çarpıcı önemli haberler,flash haber, Yasa, varol sevinçleri, oley oley, Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı? Virvirik dağının tepesindeki köyde, Cafe show levhasının altında, acının da acısı kahve içeniniz var mı? Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün el diline özendiğine, içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk, şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik, Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum, göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? Bir ferman yayınlamıştı ...

Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?”
Hepimiz Karamanoğlu Mahmet Bey’i arıyoruz. Yine de gelin, hepimiz birer Karamanoğlu Mehmet Bey olalım. Gelin, Türkçe’yi birlikte kurtarıp, birlikte yaşatalım.

MERAK ETME ATA’M, DİLİN VE TARİHİN ÖNEMİNİ ANLADIK. ONLARA MUTLAKA SAHİP ÇIKACAĞIZ.


RESİMLER
Efendim, artık dükkanlarımıza koyacak Türkçe isim bulamıyoruz
Gel vatandaş gel… Alış-veriş megaymış. O ne demekse?…

Sormakta bir sakınca görmüyorum. Outlet ne demek?... Kendi memleketimizde yabancı olduk!...
Afedersiniz. Acaba burası Türkiye mi???

» Türk Dİli Özet Notları-2 - www.ForumZirve.Net






  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Yukarıdaki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Etiketler
dili, notlari2, ozet, turk


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 14:59.

Forum Künyemiz
Uyarı

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2011 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0
Açılış Tarihi : 05.12.2011
Kuruluş Tarihi : 20.11.2011
Hazırlayan & Tasarlayan : ForumZirve
 

Sosyal paylaşım platformu olan ForumZirve.Net sitemizde, kullanıcılar 5651 sayılı kanunun ilgili maddesine ve TCK'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur, kullanıcı kaynaklı herhangi bir durumdan ForumZirve.Net sitesi sorumlu değildir. Tüm hukuksal bildirimleriniz/sorunlarınız/istekleriniz ve şikayetleriniz için İletişim panelinden bizlere ulaşabilirsiniz, ForumZirve.Net yönetimi en geç "3" iş günü içerisinde dönüş yapacaktır. Platformumuz; kişilik ve telif hakları korunumu, illegal paylaşım ve korsanla mücadele konusunda yetkililere yardımcı olmayı ilke edinmiştir.

www.ForumZirve.Net © 2011-2014
Forum Forumlar Forum Sitesi Etiket Sitemap